"Namlusunu halka dönen tanka, ben selam vermem" demişti

Osman PALAMUT

02 Nisan 2013 Salı 12:12

Pazar günü Seyhan Kültür Merkezi'nde Şehit Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu'nu anma etkinliği vardı.

Sanki dün ebedi istirahatgahına uğurlamışız gibi Rahmetle andık.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Türk siyasetinde alışılmışın dışında bir duruşu vardı.

Siyasette savrulanlardan değil, hep dik duranlardan oldu.

Onun dik duruşu ve düzgün duruşunun altında, Hak ve Hakkaniyete teslimiyet vardı.

Bu gün çamura bulaşmış siyaset cambazlarını gördüğümüz şu günlerde, Muhsin beyin şu tarihi sözleri bir ders olmalıdır.

İşte o tarihi sözleri;

"Türk Bayraksız,

Türk Ezansız,

Ve Türk Hürriyetsiz olamaz.

Muhsin Yazıcıoğlu olarak Allah'ın huzurunda ilan ediyorum, Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olması için çalışacağım."

Siyasette Allah'ın ayetlerini kendine rehber edinen Muhsin Yazıcıoğlu, Türk Milletini bir kilimin desenlerine benzetiyor ve o kilim içerisindeki her rengin tonunu bulduğunu sık sık ifade ederek Türk Milleti’nin var olduğu birlik ve bütünlüğünün hassasiyetini ortaya koyuyordu.

Desenler kilimin bütünlüğü için ne denli önemliyse, bu topraklarda 1000 yıldır birlikte yaşayan etnik kökendeki insanlarımızın kardeşliğinin de o denli önemli olduğuna işaret ediyordu.

"Bizler; Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle ve Sünnisiyle bir kilimin desenleri gibiyiz. Aramızda ayrılık ve gayrılık yoktur. Bu 1000 yıldır böyle gelmiş ve böylede gidecektir" diyerek milletimizin var olan güzelliklerinin temelindeki harcın önemini sürekli canlı tutuyordu.

28 Şubat sürecinde TBMM'deki odasına gelen bazı askerlerin; ‘Muhsin bey, karşı apartmanlardan taa 2-3 kilometreden, 10 kilometreden tek kurşunla bir insan vuruluyor' sözlerine karşılık Cennet Mekan Muhsin bey; 'Namlusunu halka dönen tanka ben selam vermem" diyebilen yiğit bir liderdi.

Kader birliği yaptığı yakın arkadaşlarından muhterem arkadaşım Şahin Bilgiç ise, anma etkinliğinde yaptığı konuşmada Mamak Cehennemi ile ilgili anılarını anlatarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun zindan da bile ne denli kararlı, ilkeli ve fedakar bir şekilde hareket ettiğini gelen misafirlerle paylaştı.

Şahin bey nezaketinden ola gerek, Mamak'ta uygulanan işkenceleri anlatırken, yapılan insanlık dışı işkenceler için fazla bilgi vermedi.  

Muhsin bey, önce kardeşi kardeşe düşürenler, sonra da zindanlarda akıl almaz işkenceler yaptıklarını bizzat bana da anlatarak, "Beni ve arkadaşlarımı Filistin askısına astılar. Bununla yetinmeyenler elektrik şoku vererek işkencelerini sürdürüyorlardı"

Böylesine insanlık dışı işkencelere tabi tutulan Şehit Genel Başkan ve arkadaşları için bakın Şahin Bilgiç kardeşimin anlattığı bir olayda işkencecilere karşı Avrupa İnsan Hakları örgütünden gelenlerin sorularına nasıl cevaplar vermişler:

"O günler Avrupa İnsan Hakları Örgütünden bir heyet gelerek Muhsin bey ve 5-6 arkadaşından cezaevinde işkence olup olmadığını sorarlar. Muhsin bey ve arkadaşları, Türk askerini yabancılara kötülememek için, hiçbir işkencenin olmadığı yönünde ifade verirler"

Şu büyüklüğe bakın,

Şu asalete bakın,

Siyaset aleminde var mı bu gün böylesine sorumluluk ve hassasiyet taşıyanlar?

Sonuç olarak;

Muhsin Yazcıcıoğlu, Şahin Bilgiç beyin ifadesiyle gönülleri feth etti, ama sandığı feth edemedi.

Gönülleri feth ettiği içindir ki, sanki aramızdan dün ayrılmış gibi hatıratı taptaze duruyor.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.