13 Nisan'a fazla değil, 5 gün kaldı
Cumartesi günü Adana'da, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in de katılacağı Portakal Çiçeği Karnavalı düzenlenecek.
Konuya girmeden bir eleştiride bulunmak istiyorum.
Nereden çıktı Allah aşkına şu 'Karnaval' ifadesi?
Nedense yabancının diline, sözde medeniyetine, kelimesine ve hatta bazı soysuzların, gerçekle alakası kalmamış dinlerine olan hayranlığı bitmedi gitti bu ülkede
Şimdide güzelim narenciye çiçekleriyle ilgili düzenlenecek olan şenliğin adını ‘Karnaval’ koymuşlar.
Yazıklar olsun.
Şimdi Portakal Çiçeğiyle ilgili bir Şenlik düzenlenecek ve düzenlenecek olan etkinliğe ‘Portakal Çiçeği Karnavalı’ ismi veriliyor.
Yuh olsun bu ismi verenlere,
Bu milletin 1000 yıllık tarihine bakıldığı zaman, geleneklerinde, teknoloji ve ilmi meseleler konusu hariç, batı hayranlığı hiçbir dönemde böylesine depreşip azmamıştır.
Nerede bu kentin Türkmenler Birliği yetkilileri?
Veya en az Türkmenler kadar bu milletin geleneğini, kültürünü, dilini ve dinini baş tacı eden sivil toplum kuruluşları?
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in bu isme karşı müdahil olarak, bilinçli veya bilinçsiz yapılan bu tarihi densizlik nedeniyle, organizasyonu yapanları uyarmasını bekliyoruz.
Gelelim Portakal Çiçeğiyle ilgili şenliğe.
Portakal çiçeği festivali bu gün düzenlenebiliyorsa, bunun zeminini hazırlayan kişi de unutulmamalıdır.
Adana 1980 öncesinde, bu mevsimlerde portakal çiçeğiyle burcu burcu kokan bir kent değildi.
Kentin içi narenciye çiçeğinin kokusuyla, Rahmetli Turgut Özal'ın partisinden adaylığını koyup, 25 Mart 1984 tarihinde Adana Belediye Başkanı seçilen Aytaç Durak'la birlikte, kent genelinde ekilen on binlerce Turunç Ağacıyla birlikte tanıştı.
Bu gerçeği hiç bir Allah'ın kulu göz ardı edemez..
O zaman doğru olan, Sayın Durak’ın bu şenliğe davet edilmesidir.
Ama davet edilmeyeceğini adım gibi biliyorum.
İşte bu yakışmıyor,
Bizim geleneklerimizde, bizim kültürümüzde ve en önemlisi mensup olduğumuz İslam Dini’’nde, kin ve nefretin yerine hoşgörü vardır.
Madem ki bu kenti Turunç ağaçlarıyla dizayn eden Aytaç Durak, o zaman Aytaç Durak böylesine önemli bir günde hatırlanıp davet edilmeliydi.
Bu eksikliği herkesten önce Kültür ve Turizm Bakanı görmeli ve yiğidin hakkının yiğide verilmesi için bir adım atmalıdır.
Devletin rejimine baş kaldırarak PKK hesabına isyan eden belediye başkanları bir bir affedilip cezaevinden barış adına salıverilirken Adana’da uygulanan bu kini ve nefreti anlamak mümkün değildir.
Bazı soytarıların ve haysiyetsizlerin yakıştırmalarına fırsat vermeden, bilesiniz ki Osman Palamut aktarmış olduğu bu görüş ve düşünceler öncesi, kimseyle istişare etmez ve etme ihtiyacı da olmaz.
Yani bazı akıl fukaralarının hayasızca, zaman zaman söylediği gibi, köşem ısmarlama değil, tamamen sorumlu gazetecilik ilkeleri ölçüsünde gündeme getirmiş olduğum bir konudur.
Varsınlar acziyetin bir ifadesi olan görüşlerini ortaya koysunlar hiç önemli değil,
Ama necip bir milletin ferdi olarak, İslam'ın öngördüğü değerler silsilesinin gereği olarak, bu şenlik kapsamında, bu şenliğe vesile olanları hatırlamamak hasbi bir düşünce tarzı değil, tamamen, hasmane bir tutum olacağı, bu halkın gözünden kaçmaz diyorum.