Ülke gerçeklerimizi kavrama meselesi çok zamanımızı aldı. Kendi değer ve değerlendirmelerimizden uzak durmamız için oynan menfi oyunların varlığından çok geç haberdar olabildik. Ashab-ı Kehf’in uykuya dal/dırıl/dığı zaman diliminden bile daha uzun bir terbiye dönemi geçirdik toplum olarak. En acı reçeteler ve ilaçlar, operasyonlar, sinsi planlamalar ve projeksiyonlar ile baş başa bırakıldık!
Hâlâ içimiz rahat değil! İdamın kurulu sehpası durumundaki “İç Hizmet Kanunları” henüz değiştirilebilmiş değil. Yapılması gereken çok şey, alınması gereken çok mesafe var! Bu neslin pek de rahat uyuyabileceğini düşünmüyorum. Verilmesi gereken omurgalı mücadele; “olması gereken” rikkat, dikkat ve kararlılık ile sürdürülebilirse, belki gelecek nesiller bizlerden daha şanslı olabilir. Bu da ayrı bir analiz gerektiren yazı konusu..
Başka ulus ve devletlerin fersah fersah hızlıca yol aldığı dönemlere inat bizler; bırakınız yerinde saymayı, gerisin geriye gitmemiz ve hep “hasta” kalmamız için, bizlerle ilgilenen, bizleri çok seven(!) ve bizlere fazlasıyla “düşkün!” güçlerin “yoğun bakım” servislerinin gözetiminde ömür/ler tükettik! Yavaş yavaş kendimize gelmeye başlıyoruz. İçimizde ve dışımızda nelerin olup bittiğini yeni yeni fark etmeye başlar olduk.. Ne diyelim buna da şükür!
Artık kendimize gelme, özümüze dönme ve yeniden dirilme zamanı.. Pek çok olumsuzlukların yanında, onur verici işler de yapılıyor.. Şimdi kısaca değineceğim çalışmalarla kim gurur duymaz?
Kendi yerli tankımız ALTAY sahaya indi. 200 Km.Menzilli SOM Füzesi, UMTAS Tanksavar füze sistemi, ilk Taktik ve Taarruz Milli Helikopterimiz olan ATAK, 1200 metre etki alanı olan BORA-12 Keskin nişancı tüfeği, ilk uzun menzilli top FIRTINA OBÜSÜ, Deniz Kuvvetlerinde kullanılan ilk Torpido olan AKYA, ilk milli savaş gemimiz HEYBELİADA, İnsansız Hava Aracı ANKA, gemisavar füzemiz ATMACA, zırhlı muharebe aracı ARMA, mayına karşı dayanıklı taşıma ve takip araçları KİRPİ ve KOBRA, ilk milli keşif uydusu GÖKTÜRK, mini insansız hava aracı GÖZCÜ, ilk yerli Eğitim Uçağımız HÜRKUŞ, ABD ve İsrail’in iddialı olduğu alanlardan birine daha hakim olunan bir yenilik; İnsansız Deniz Aracı (İDA) üretimi, KASIRGA FÜZESİ, MELTEM Deniz Karakol Uçağı, Zırhlı Muharebe Aracı PARS, Akıllı Bomba, özel donanıma sahip Nişangah Sistemi ve Yakında İnşallah ilk yerli Savaş Uçağımız ve Uçak Gemisi yapımı..
Kendimize dönüşümüzün onur yüklü ve gurur verici emareleri bunlar.. Daha da ilerisini görmeye çalıştığımızın mutluluk veren yoldaki işaretleri.. Aklımızın ve kaslarımızın her geçen gün güçlendiğinin en somut verileri.. Birde şu ahlaki yozlaşmanın önüne geçebilsek.. Kendi değerlerimize sarılma ve sahip çıkma konusundaki boşluklarımızı doldurabilsek! Gençliğin güne ve geleceğe ilişkin olarak sahip oldukları anlayışın ne denli sığ ve kaygılarla dolu, malayani ve dağınık, bir o kadar da tehlikeli sayılabilecek noktalara vardığını idrak edebilsek.. Bu konulara yönelik bireysel ve kurumsal çalışmalara ağırlık verebilsek..
İşte tam da bu noktada; bir zamanlar “Ağır Sanayi Hamlesi” diye ömrünü tüketen, “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyen merhum Erbakan aklıma geldi.. Bir zamanlar anlaşılmayan, bir dönemler alay edilen adamın ektiği fikirler; şimdi bir bir filiz vermeye başlayınca, bütün bir kalabalık koro halinde gurur kasılıyor, haklı olarak onur duyuluyor.. Ağır Sanayi Hamleleri bir bir yerine getiriliyor. Ya Ahlak ve Maneviyata ilişkin AR-GE çalışmaları ne olacak? Bu boşluklar nasıl doldurulacak? Yapılanlar yeterli mi yoksa gereği mi yok?
Bizim binamızın çimentosu kardeşliktir. Kardeşliği en iyi veren ve koruyan ise maneviyatımızdır. O olmadan; neyi nereye ve ne kadar savunup koruyabiliriz?
Toplumsal güçlenme ve geleceğimiz için; milli ve manevi değerleri birbirinden koparmadan ifa etmek, hayati önem kazanan meselelerin bir tanesini bile ihmal etmeden icra etmek bizler için son derece önemli ve öncelikli olmalıdır!
Önceliklerine gereken önemi vermeyenlerin, sonralarından şikâyet etme hakları yoktur!
Sevgi ile Kalın
akt