Bu günkü yazımın başlığının hakkını veren tüm gazeteler;
halkın değer yargılarının, inancının, dilinin ve kültürünün yozlaşmaması için hassas davranmakla kalmayıp, kalemlerinden satırlara dökülen duygu ve düşüncelerini defalarca tahlil ettikten sonra, okuyucuyla buluşmasına imkan tanırlar.
Her zaman söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim.
Bir insan olarak ve özellikle iletişim dünyasının bir neferi olarak bu yöndeki doğruları söyleme zorunluluğumuz olduğu için, bu yönde sakat fikirlerin ürünleri olan densizlikleri dillendirenlerin, dillendirdikleri kötü tablo için, belki bunun muhatapları utanır diye düşünüyorum.
Ne hikmetse, bazı gazeteci arkadaşlarımı tenzih ederim ama bazı gazetecilerin ve internet modasını allayıp pullayıp süsleyenlerin, her zaman sanki sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi kendilerini toplumun münevver insanları olarak ifade ederler.
Oysa bunlar adam yerine dahi konmayacak cinsten ve cibilliyetten olanlardır.
Öyle ki, bedavacılığı kendilerine rehber edinen beyler; Siyasileri, siyasilerin uzantısı olan belediyelerin yönetim kadrolarını ve bürokratları acımasızca aslı astarı olmadan eleştirdikleri gibi, zaman zamanda kendi aralarında akla hayale gelmeyen çirkin ifadeleri kullanmaktan çekinmemektedirler.
Oysa bu gazeteler özünde kendilerinin değil, halkın malı olan gazetelerdir.
Unutulmamalıdır ki her gün ayrı bir fikriyatın ürününü kamuoyuyla paylaşan gazeteleri, yalnız gazetenin resmiyette görünen sahibi ve çalışanları değil, ilk okula giden çocuktan, yaşı ilerlemiş vatandaşlarımıza kadar bu kentin halkı, yeni bir şeyler öğrenmek adına, yeni bir edebi görüşü algılama adına okumaktadırlar.
İşte bu sebepledir ki, hiç bir gazetenin keyfine göre, edep ve ahlak kurallarına taban tabana zıt olan hakaretleri ve küfürleri duygu ve düşüncelerini ifade ettikleri satırlara dökme hakkı yoktur.
Bu bağlamda Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı sevgili arkadaşım Cafer Esendemir kardeşimize de önemli görevler düşmektedir.
Neden böylesine düşen seviye karşısında sessiz kalarak kınama mekanizmasını çalıştırmıyor?
Sonuç olarak;
Bir taraftan haramı helal gibi telakki eden, diğer taraftan hakaret etmeyi marifet sanan bazı hokkabazların yaptıkları densizlikler, artık bu kenttin kamuoyunu inanın bıktırdı.
Oysa Peygamber Efendimizin babası Abdullah'ın söylediği gibi;
"Haram öyle acıdır ki, ölüm acısı onun yanında çok hafif kalır"
Buyurun haramı yiyebildiğiniz kadar yiyin beyler bu konuda zaten sizler kararınızı vermişsiniz.
Ama unutulmasın ki haram ve küfür dünyasının sahiplerinin menzilinde her zaman için zillete düşmek vardır.
İsterseniz şöyle örneklerini bir göz önüne getiriverin
Ne dersiniz?