Protesto, aslında insanoğlunun varlığıyla başlayan bir olgudur.
İnsanlık tarihi incelendiği zaman, hemen her dönemde toplumsal çıkarlar için eylemlerin yapıldığını görürüz.
Ancak, yine tarih incelendiğinde görülecektir ki, yakıp yıkmayla başlayan eylemlerin, o toplumlara faturasının ağır olduğu da üstü örtülemeyecek tarihi bir gerçektir.
Şu üç gün içerisinde, İstanbul'da Taksim'de ki gezi parkındaki ağaçların sökülmesi bahanesiyle yapılan protestolarda, vatandaşların işyerlerinin yakılıp yıkılmasını, demokratik hak ve hürriyetlerden kaynaklanan bir hak olduğu söylenebilir mi?
Protestoya evet,
Ama yakıp yıkmaya hayır.
Protestodan amaç;
Mevcut yönetimin toplumla ilgili almış olduğu beğenilmeyen kararını engellemektir.
Taksim'de ki gezi parkında yıkılacağı iddia edilen asırlık ağaçların yıkılmaması yönünde ki başkaldırı doğru bir karardır,
Ama bunu yaparken, vatandaşın işyerlerini tahrip etmenin, bankaları tahrip etmenin, bununla da yetinmeyip otobüsleri ve vatandaşın araçlarını ateşe vermeyi hani hak ile izah edebileceksiniz?
Bu eylemler olsa olsa; Vatan ve millet düşmanlığı olur.
Adana'da yapılan eylemlerde de ortalığın tahrip edildiğini görüyoruz.
Böylesine bir eylemi ben adım gibi biliyorum ki, ne CHP'liler ve ne de MHP'liler yapmaz.
Bunu yapanlar;
Ülkeyi kaos ortamına sürüklemek isteyen aşırı uçlardır.
Diğer taraftan,
İşin içerisinde bir de sahtekarlık var.
Yüzleri maskeli olan militanların açmış olduğu flamalarda, Türk Bayrağı, Abdullah Öcalan posteri ve yanında ise Bozkurt işaretinin yaptıkları iddia ediliyor.
Böyle bir şey olabilir mi?
Ülkücü harekete gönül vermiş samimi hiç bir Allah’ın kulu, PKK'lılarla omuz omuza yönetimi protesto etmek için meydanlarda boy göstermez.
Kaldı ki, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bu konuda yapmış olduğu açıklamada teşkilatlarını uyararak, devletle hiçbir zaman karşı karşıya gelinmemesini kararlı bir şekilde uyardı.
Protesto eylemlerinde yapılan Bozkurt işaretleri, tamamen bir yanıltmadan ve sahtekarlıktan ibarettir.
Bunun tek amacı vardır, olası bir kaos için Ülkücülerin de meydanlarda boy gösterdiği intibaını vermektir.
Sonuç olarak;
Ortadoğu ülkelerine bakıp hiç kimse, 'Türk Baharı' hayaline kapılmasın,
Çünkü Türkiye gerçeğinde böyle bir tereddüt yok.
Türkiye baharı yaşayan bir ülkedir.
Böylesine bir adım, fitne kazanını kaynatmakla meşgul olan, Avrupa Birliği, ABD ve İsrail haydutlarından başka kimsenin işine yaramaz.