En vefakar dostumuz gölgemizdir bilirsiniz,
O sizi katiyen terk etmez,
Ama unutmayın ki, o da yoldaşlık etmek için hep güneşli havayı bekler.
Dolayısıyla vefa olmayınca , ne arkadaşlığın ve ne de dostluğun hayrı olmaz.
Adana bu gün gerek ekonomik yapı itibariyle ve gerekse buna bağlı sosyal hayatın cezbedici bir konumda olmaması yönüyle, doğan sıkıntıların temelinde vefasızlık vardır.
Oysa 1950'li yıllardan itibaren Türkiye'nin gözbebeği olan Adana, tarım ve tarıma dayalı sınai atılımıyla hep konuşulan ve yatırımcıların iştahını kabartan bir il olma özelliğini yakın bir zamana kadar korudu.
Ya bu gün?
Bu gün artık Adana o dillerden düşmeyen Adana değil.
"Adanalıyız" diyerek kendini avutanlar havanda su dövme misali, ancak kendi kendilerini avutup dururlar.
Peki Adana neden bu hale düştü dersiniz?
Bakın size bir vakıayı anlatmak istiyorum ve varın bu kıssadan bir hisse çıkartın çıkartmak isterseniz.
Şevket Sabancı'nın, Bodrum'un Turgut Reis beldesinde bir yazlığı var.
Şevket Sabancı, yılın vermiş olduğu negatif yükü atmak için gider bir süre bu yazlığında kalır.
Şevket bey Turgut Reis'e bir park yaparak halkın hizmetine sunar.
Ama bu park öyle sıradan bir park değil.
Öyle ki, Türkiye'de ilk defa bu park içerisinde çocuklar düşünülmüş olup, onlar için tuvaletin yer aldığı bir park olur.
Bu park üzerine Turgut Reisliler Şevket beye vefa gösterip, iki kilometre uzunluğundaki caddeye Şevket Sabancı'nın ismini verirler.
Ancak bu caddede, 200 metre mesafe ile Şevket Sabancı caddesi tabelasını koyarak, Şevket beye verdikleri önemi gösterirler.
Park yapımından sonra Şevket Sabancı tutar birde eşi Hayırlı Sabancı adına bir lise yaptırır.
Bu iki eserle yetinmeyen Sayın Sabancı yaptırdığı iki eserin yanında, bir de uluslararası ölçekte Kültür Merkezi yaptırır ve bununla da yetinmeyen Şevket, yakında bitecek olan ek binayı yaptırır
Peki ya Adana?
Adana Sabancı ailesi için ne yaptı?
On binlerce insanın istihdamını sağlayan Sabancı Ailesi, Karşıyaka'da kentin prestij eserlerinden biri olan Hiltonsa'yı yaptırdı, ama adamlar yaptıklarına ve yapacaklarına pişman oldular.
Şu kepazeliğe bakın.
Uluslar arası değerde bir otel olan Hiltonsa’nın hemen kapısının önünde, domates ve patlıcan satıcıları yer alırken, hemen yanlarında o ilkellikten kurtulamayan kahvehaneler, mezbelelik yıkıntıların görüntüsü bir türlü sonlandırılamadı.
Ve düşünün ki bu otel, hemen her gün yerli ve yabancı prestijli insanların akınına uğruyor ve bu insanlar o muhteşem yapının yanında istenmeyen bu görüntüleri seyrediyor.
Allah aşkına, bu aileye böylesine bir vefasızlık yakışır mı?
Eyyy.... "Adanalıyık" diyerek kendilerini avutan beyler, sizler kendinizi avutmaya devam edin, ama gerçek olan şu ki sizler bir Turgut Reis beldesi kadar olamıyorsunuz, bilmem bundan haberiniz var mı?
Adana’da iz bırakmış diğer isimlere şöyle bir bakalım,
Mehmet Nuri Sabuncu ve Kadir Has.
Mehmet Nuri Sabuncu ki Allah mekanını Cennet eylesin, adamın hayatı hep hayır işiyle geçti,
Bu kent insanının hizmetine sunulması için yaptığı bağışları anlatmaya kalksam, bu sütun almaz,
Bunun karşılığında Sabuncu için ne yapıldı şu lütfen verilen cadde isminden başka?
Ama buna rağmen Sabuncu ailesini karalamak için ne gerekiyorsa o yapılmıştır bu kentte.
Ya bu kentte doğan ve bu kentten kazanan Kadir Has?
Tüm yatırımlarını ve kalıcı eserlerini Adana'ya değil de, Kayseri ve İstanbul'a yapmasının hikmeti nedir dersiniz acaba? .
Bunun tek hikmeti vefasızlık beyler.
Bakın hala bu kentte Sabuncu ailesi ile uğraşma talihsizliği gösteriliyorsa, bu kent elbette sahipsiz kalır.
Şu eski vilayet karşısında o mükemmel konumda olan tarihi Kısacıkzade Konağının haline bir bakın,
Yıllarca kurumlar arasında sorun olan tarihi bina, sonunda Teyfik Kısacık'ın verdiği amansız mücadele sonunda ,Vali beyin de katkılarıyla yapılmaya başlandı.
İşte Adana'nın fotoğrafı bu,
Varın bu fotoğrafı sizler değerlendirin