Sınırsız vaktin eteklerinde gezinen sınırlı ve sorumlu vaktin insanları.. Hiç bitmeyecek sanılan bir sermayenin en acımasız tüketenleri.. Umursuzluğun amansız girdabında gezinen yaşayan ölüler..
Çelişkiler ummanında günlük telaşlarının kaygı yüklü hummasına tutulmuş kupkuru kalabalıklar manzumesi.. Ölümün ne menem şey olduğunun farkındalığından uzak bir hayatın müdavimleri.. Fotoğraf garipler ve garipliklerle dolu!
Ölüm var gülüm!
Daha düne kadar süren birlikteliklere konan son nokta!
Kimileri için şaşkınlık, kimileri için beklenen mukadder gerçek! Herkesin tadını alacağı acı bir meyve, uğramak zorunda olduğu kaçınılmaz bir durak!
Keyfe keder bırakılmamış gerçeğimiz, imkansız tercihimiz! Vuslatın geçiş köprüsü!
Aşkın ve sevdanın sonsuz esenliğinin mevsimine açılan kapı!
Kimilerine / her kim ise/; dayanılması dayanılmaz olan acıların, ölümü aratan ıstırapların, yanından geçerken bile can yakandan daha yakıcı ateşin, karanlıkların zifirisinde boğulduğu pişmanlık koridorlarına yol açan dehliz..
Ölüm var gülüm!
Biriktirenin; ne, nerede, nasıl, niçin, ne kadar, iyilik ve kötülükleri heybesine kattığı ile alakalı olarak dikkate alınacağı bir rotanın en düşündürücü ve ibret alınası geçiş güzergahı!
Hani Yüce Allah şaşmaz öğretisiyle buyurmuştu:
"Her nefis ölümü tadacaktır!" ( Enbiya:35 ) diye.. Hergün sabah/akşam evinden çıkanın dönüş garantisi varmış gibi kaale alınmayan realitemiz.. Hayatın en lezzetli ve alımlı nimetlerini acılştıran, yürek burkan ve yüz buruşturan olmazsa olmazımız!
Hani buyurmuştu ya; "... Sen ölürsün de onlar baki kalır mı?.." ( Enbiya:34 ) düşündükçe düşündüren gerçeği!
Bir çırpıda lal olan diller, buz kesen bedenler, güç ve kudret sarhoşluğu içinde yoğrulup da çaresiz ve bitap kalan ihmalkarlıklar ve aldanmışlıklar..
Bir kez olsun; musalla taşına konanın sen olduğunu hiç düşündün mü?
Arkasında durup da cenaze namazı kılınanın sen olduğunu!.. Üzerine kürek kürek toprak serpilenin sen olduğunu!. Sen hiç üzerine toprak serptin mi fikir arenasında?
Ya ayaklar altında çiğnenesi ezikliklerden ve tercihlerden oluşan bir yaşamın bir ferdi olmayı kabullenirken, kibir ve debdebenin yalancı üfürmeleri sonucu şişen ve kabaran nefsin yönlendirmesi ile herkesi alttan alırken, herkesin omuzları üstünde taşınarak, kısa bir süre sonra ayaklarının altında çiğnediğin toprağa verilenin, üzeri çiğnenecek olanın sen olacağını bir kez olsun hiç düşündün mü?
Aldatmaya, aldanmaya, çalıp çırpmaya, hak gaspetmeye, dağıtıp parçalamaya, ihmal etmeye, ertelemeye, yok etmeye, saygısızlığa, sevgisizliğe affedici olmamaya, kusur arayıcılığına, paylaşmamaya, onursuzluğa ve incitmeye değer mi?
Ölüm var gülüm!
Üzerimize çöreklenmiş sayısız çirkeflikleri ve düşünceleri, canı çıkasıca kötü alışkanlıkları bir an evvel omuzlayıp, uzağın en uzağına fırlatıp atma zamanı..
Ne zaman geleceği belli olmayan ve bizleri öteler ötesi kavşağına götürmek için musalla taşına yatıracak olan ölüm gelip çatmadan!
Onca gündem karmaşası ve senaryoları arasınada; bu kez de düşünce ve ruh alemimin gündemini yazmak ve sizlerle paylaşmak istedim!
Sevgi ile kalın..
akt