Yerel seçimlere artık bir yıldan az, yani 9 ay kaldı.
Her geçen gün menzildeki hedefe yaklaşırken, bazı uyanıklar aday adayı olma modasını fırsata dönüştürmek için modanın dışında kalmama uğruna elindekini ve avucundakini harcamakta tereddüt etmiyorlar.
Bu bir fütursuzluktur.
Aday adaylarına baktığım zaman bunları ister istemez iki katagoriye ayırma ihtiyacı hissediyorum.
Çünkü adayların sosyal ve ekonomik profili bunu gerektiriyor.
Örnek verecek olursam,
Cumhuriyet Halk Partisi'nden Soner Çetin, Akif Akay, Arif Sezer ve Tuncay Karaytuğ gibi isimleri, Milliyetçi Hareket Partisi'nden Hüseyin Sözlü, Alper Pişkin, Ahmet Delibalta, Ali Uğur Akbaş ve Yüksel Evsen gibi isimleri tenzih ederim.
Bu arkadaşlar maddi ve manevi tüm birikimlerini ortaya koyarak, gece gündüz Adana’yı, ilçelerini ve hatta köylerini adım adım gezerek, büyük bir performans harcayıp vatandaşla bire bir görüşüp gelecekte olası başkanlıklarında yapacaklarını anlatmak için emek veriyorlar.
Bunlar modaya uyan değil, bizzat işin ciddiyetinde olan samimi aday adaylarıdır.
Ya modaya uyanlar?
İşte insanın midesini bulandıranlar da bunlar.
Bir örnek verecek olursam;
Adam evinin geçiminden aciz, iki köye gidip partisinin ilkeleri doğrultusunda yapacaklarını anlatmaya mecali yok, bir tek araba giydirmeye gücü yok, ama çektirmiş bir artistik resim, vermiş matbaya bastırmış on binlerce broşür, başlamış kapı kapı gezerek kendini tanıtmaya.
Aday olmayacağı kesinlikle belli olan bu profildeki zatlar, neden aday adayı olmak için çıkarlar er meydanına anlamış değilim.
Bu tipler her şeyden önce ihanetçidir.
Neye ihanet ediyorlar biliyor musunuz?
Bu tipler öncelikle çocuklarının nafakasını anlamsız bir hayal uğruna harcadığı için ihanetçidir.
Uyanıklar, aday edilmeyeceklerini bile bile neden aday oluyor peki?
Ola ki mensup olduğu partisi kendisini meclis üyesi yapar da ondan.
Bunu kimse yutmaz.
Bu işin cılkı çıktı desem yerindedir.
Öncelikle siyasi partiler her önüne gelenin aday adayı olamayacağını kesin bir ifadeyle ortaya koymalı, ama onlarında işine geldiği için seslerini çıkartmayarak ayrı bir yanlışın içerisine düşmektedirler.
Sonuç olarak;
Bir işe talip olmak yerinde ve güzel bir olay.
Ancak, talip olacak kişilerin, talip oldukları makamla yakından uzaktan ilgileri yok ise, o zaman biraz durup düşünüp haddinin olmadığını öncelikle kendisinin farkına varması gerekir.
Ama nerede o kültürde ve düşüncede insan,
Haydi hayırlısı diyorum.