Uyuşturucuya hak kılıfı

Osman PALAMUT

02 Temmuz 2013 Salı 10:30

Dile kolay, askerler zırhlı araç ve helikopter desteğiyle bir süre önce Lice kırsalında 2 Milyon ton Hint kenevirini ele geçirdiği tarlalarda imha etmiş ve dolayısıyla uyuşturucu tüccarlarının piyasa değeri eski para birimiyle 40 trilyon liralık uyuşturucusu yerle bir edilmişti.

Lice sıradan bir yer değildi.

Uyuşturucunun öteden beri işlendiği önemli bir üsttü.

Ve dolayısıyla PKK bu uyuşturucu trafiğinin önemli bir hissedarı olduğu için, uyuşturucu tüccarlarına en büyük destekte buradan geliyordu.

Diğer bir tanımla, imha edilen 40 trilyonluk uyuşturucu, PKK ve uyuşturucu baronları için önemli bir kaybın ötesinde büyük bir darbeydi..

En büyük gelirlerinin kaynağını kaybetmekle karşı karşıya kalan PKK BDP önderliğinde bunu fırsata dönüştürmek amacıyla yaptıkları istismarla, halkı Jandarmaya karşı ayaklanmaları için kanalize ettiler ve bunda başarılı da oldular.

Karakol inşaatı için gelen militanlar yakıp yıkmak için hazırlıklıydı.

Yanlarında saldırıda kullanacakları ses bombalarını ve Molotofları da getirerek yakıp yıktılar

Kısacası yapılan protesto demokratik bir hak ve hukuk için değil uyuşturucu ticaretinin önünün açılması içindi.

Bunlar tek şey istiyorlardı;

İstediğimiz gibi ekelim, biçelim ve satalım ama buna da kimse karışmasın.

Ancak kazın ayağı hiç te öyle değil.

Devlet iç ve dış tehditler için alacağı her türlü tedbiri alır ve bunu yaparken de kimseye sormaz.

Çünkü milletin, askere verdiği anayasal bir haktır.

Teröristler istemiyor diye ne karakol kapatılır ve nede bunun için PKK'nın veya BDP'nin oluru alınmaz.

Lice olayları bir kez daha göstermiştir ki, Türkiye'de Kürt kimliğiyle ilgili bir sorun bulunmamaktadır, tam tersine PKK'nın ve himayesinde bulunan uyuşturucu baronlarının rant sorunu vardır ki, barış sürecini kösteklemek isteyen zihniyet te işte bu zihniyettir.

Şimdi sormak lazım,

Yıllık izne çıkmış olan Uzman Çavuş Yetkin Beğen'in aracı durdurularak neden yakıldı ve neden bu askerimiz kaçırıldı?

Halbuki BDP genel başkanı, “Operasyonlar devam ederseniz yüz binleri operasyon bölgesine yığarız” demişti,

Peki şimdi kaçırılan askerimiz için ne diyecek Selatin bey?

Oysa, operasyonlar dursun diyen PKK ve BDP’ydi

Barış isteyen bunlardı.

O zaman bu eylemler neden?

Yoksa barış işinize gelmiyor mu?

Öncelikle, gerçekten demokratik hak ve hukukun öngördüğü bir ortam isteniyorsa, o zaman BDP'nin anında başta güvenlik güçlerinin yürüttüğü uyuşturucu operasyonlarına destek verdiğini açıklamalı ve kaçırılan askerimiz için barış sürecine vurulmak istenen bir darbe olduğu için olayı kınamalıydı.

Ancak dikkat edilirse BDP bu yöndeki bir açıklamayı yapmadı.

Sonuç olarak;

Devlet binlerce yıllık geleneğinde hiçbir dönem terörizme boyun eğmemiştir.

Her zaman ifade ettiğim gibi tekrar ifade ediyorum, Türkiye'de Kürt sorunu yoktur, aksine Cumhuriyet döneminden bu güne kadar gelinen süreçte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yatırım sorunu vardır.

Ne hikmetse geçmiş hükümetler Rahmetli Özal hariç, yatırımlar hep batıya yapılırken Doğu ve Güneydoğu görmezlikten gelinmiştir.

İşte sorunun kaynağı burasıdır.

Ülkeye yapılan yatırımlarda denge gözetilmiş olsaydı, Doğu ve Güneydoğuda ki vatandaşlarımızda yatırımlardan payını alsaydı, aş ve iş sorunun olmadığı bir ortamda, bu gün Kürt kimliği yutturmacası da ortaya çıkmayacaktı.

Evet bu bölgelerde Kürt vatandaşlarımızın hakkı olan yatırım sorunları Cumhuriyet döneminde ihmal edilmiştir ve sorun da budur.

 Bu hassasiyeti bilen teröristler ve uyuşturucu baronları dış güçlerin teşvikiyle oyunu kendilerince çok güzel oynamaktadırlar.

Gelin bu oyunu hep birlikte bozalım diyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.