Seçimle geldi asker hazmedemedi

Osman PALAMUT

05 Temmuz 2013 Cuma 09:38

Her şey Tunuslu bir seyyar satıcının 2010 yılında kendini yakmasıyla başlamıştı 

Tunuslu seyyar satıcının kendini yakmasının altında;

Demokrasi talebi vardı,

Hak ve hürriyet talebi vardı,

İnsanca yaşama talebi vardı ve bunun da adına 'Arap Baharı' dendi ve her şey çok güzeldi

Arapların bu toplumsal talebi ilgi gördü, Tunus'la başlayan isyanlar Suriye ile hala devam ediyor.

Nedense batı aleminde hayat bulmayan bu baharlar hep İslam coğrafyasında kendini gösteriyor.

Peki Arapların istediği talepler batı toplumlarında harfiyen uygulanıyor mu?

Batıda ki şu demokrasiye bakın;

Ailelerin çocuklarına devlet eliyle zorla el konuluyor, elinden alınıyor ve bunun da adına demokrasi diyorlar. 

Hapishanelerde insan haklarının acımasız bir şekilde başta ABD'de olmak üzere çiğnenmesi demokrasi açısından nasıl izah edilebilir?

Ekonomik ve sosyal yaşamın, yaşanan krizlerle yerle bir olması karşısında, hangi sosyal huzur ve yaşamdan bahsedilebilir?

İşte batının küçük bir fotoğrafı.

Ama ne hikmetse batıya değil, Orta Doğuya geliyor baharlar, ülkeler yakılıyor, yıkılıyor ve milyonlarca masum vatandaş bu uğurda hayatını kaybediyor.

Dün bir yıl önce baharın geldiği Mısır'da asker baharı sonbahara çevirdi.

Mısır 1952 yılından bu yana hep diktatörlerle yönetildi,

Yönetime el koyan askerler, ülkenin gelirlerini hortumlayarak akıl almaz servetler edindiler.

Generallerin saltanatına ilk kez seçimle Gelen Muhammet Mursi son koydu, ancak askerler buna  bir yıl dayanabildi ve dün ordu yönetime el koyarak, yapacağı kendi anayasası ile ülkeyi yönetmeye başladı.

 Oysa Mısır halkı bir yıl önce yapılan seçimlerde iradesini beyan etmiş, seçim sandıklarında çıkan halkın isteğiyle Muhammed Mursi'ye görev vermişti.

Muhammed Mursi'nin işi zordu.

Her şeyden önce halk ekonomi canavarının altında eziliyordu.

Öyle ki Kahire'de bir milyon Mısırlının yoksulluk nedeniyle mezarlıklarda yattığı ülkede, Mübarek yönetimi ülkenin gelirlerini yıllarca hortumlamış, yalnız kendi hesabında 60 milyar doları olduğu ortaya çıkmıştı.

Çok az Mısırlının huzur içinde, milletin ise açlık sınırının altında yatması karşısında, Muhammed Mursi'nin işi kolay değildi.

İnsan hakkının gereği, demokrasinin gereği olarak ekonomide adil dağılımın işaretini veren Mursi yönetiminin bu girişimleri, darbeci zihniyeti rahatsız etti ve yeni bir gerilemenin sebebi olan ordu tekrar yönetime el koydu.

Sonuç olarak;

Mısır'da halkın refahı adına, milletin hak ve hürriyeti adına, kısaca demokrasi adına adım atan Muhammed Mursi yönetiminin, yapılan darbeyle uzaklaştırılması Mısır halkının yeni bir ekonomik felaketin eşiğine getireceği ve yoksulluğun katmerleşeceği gün gibi artık gözüküyor.

Oysa seçimle gelen Muhammed Mursi yine seçimle gitmeliydi, çünkü bu demokrasinin ruhuydu ama olmadı ve yazık oldu Mısır milletine.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.