Üzülerek ifade etmeliyim ki, bazı değerlerimizi yitirmeden ne denli kıymetli olduklarının farkına varmıyoruz. Bu sadece anlatmaya çalıştığımız ve/ya da imalarda bulunduğumuz değerler manzumesi için değil, genel olarak mevcut bir eksikliğimiz!
Bugün gerek üstümüzde gerekse bulunduğumuz ve yakın coğrafyalarımızın üzerinde estirilmeye çalışılan karabulutlar bir anda olup biten ve bitmekte olan vakıalar değil! Çok uzun bir zaman öncesinden beri inceden inceye hesaplanan, ayrıntıları çok öncelerden belirlenen meşum bir planlamanın sahnelenmeye çalışılan iğrenç oyunlarıdır.
Herkesin kabul ettiği ve üzerinde ittifak ettikleri en belli başlı konuların başında:
Yeryüzü coğrafyasında mevcut ne kadar kaos, kargaşa ve huzursuzluk var ise, o da müslümanların çoğunlukta oldukları topraklardır!
Vahşi kapitalizmin ve uluslararası emperyalizmin ana gündem maddesi olan müslümanlar ve üzerinde yaşadıkları hazine değerindeki topraklardır. Mısır, Tunus, Bengladeş, Filistin, Arakan, Suriye, Irak, Pakistan, Mali, Eritre, Doğu Türkistan gibi Halkı müslüman olan ülkelerde süren kargaşa ve huzursuzluğun, zulüm ve katliamların sebebi ve arka planındaki realiteler açısından artık "olması gereken"in bir an önce yapılması gerekir.
Merhum Erbakan; ömrünün son kırk yılını büyük bir ferasetle tespit ettiği çözümü dillendirerek ve bunun altyapısını oluşturma adına temas ve teşebbüslerde bulunarak geçirdi. Emperyal güçlerin güdümündeki mevcut BM'in ne denli geçersiz ve göstermelik, tek taraflı bir kuruluş olduğunu bildiğinden, halkı müslüman olan ülkelerin kendi aralarında alternatif ve caydırıcı yeni bir yapılanma içine girmelerinin zaruretini gördüğünden dolayı, "Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler Örgütü" fikrini ortaya attı.
Gücü ve iktidar süresi buna yetmedi.İmdii; aynı rahle-i tedrisatta büyüyen ve aynı atmosferi soluyan, günümüzde iktidar olma avantajıyla neyin ne olduğunu çok daha iyi kavrayan bir Erdoğan ne yapmalı?
Neredeyse İslam Ülkeleri Liderliği kisvesi giymiş gibi hareket eden, çoğu kez de halkların sevgi ve sempatisini, sahip olduğu çok değerli kimliğin iki yüzündeki avantajlar nedeniyle bunu başarmış gibi görünen Sayın Erdoğan'a büyük bir iş ve sorumluluk düşmektedir.Mevcut İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) asla yeterli bir kurum ve kuruluş olmamıştır. Şemsiyenin kendisi değil belki sadece bir teli olabilir.
Yeryüzünde müslümanlara yönelik böylesi dayanılmaz zulüm ve entrikalara karşı, merhum Erbakan'ın yarım bıraktığı hedef mutlaka tamamlanmalıdır. Bunun için de olmadık barikatları kuracakları belli olan zalimlerin hamleleri boşa çıkartılmalıdır. Irk ve mezhep taassuplarından uzak, zulme karşı büyük bir birlik ve dayanışmayı sağlayacak, evrensel bir güç şemsiyesi olacak olan "Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler Örgütü"ne acil ihtiyaç var!
Sayın Başbakan, en kısa sürede buna yönelik çalışmaları başlatmalı ve tarihin onurlu sayfalarında yerini almalıdır.
Gerek ulusal ve gerekse yerel bütün Sivil Toplum Kuruluşlarımızın bu konu üzerinde talep ve yönlendirme yapmalarını, gelecek nesillerimiz açısından oldukça zaruri görüyor ve umuyorum.
Merhum Erbakan'a kısmet olmadı ama, inşallah bunu görmek bize nasip olur!
"Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler Örgütü" bir an evvel kurulmalıdır. Yoksa daha çok çekeceğimiz var!
Bu oldukça önemli ve hayati bir konu. Lafta kalmamalı!
Sevgi ile Kalın...
akt