Sen, sene bak!

A.Kadir TUNÇER

14 Ekim 2013 Pazartesi 14:40

Sen, sene bak!

Sunulan ihsanlar ve ikramlar açısından cömertliğin ancak bu kadarı olur!

Bir anlayabilsek!

Bireysel, toplumsal ve evrensel boyutlarıyla, insanlığın ve özellikle İslam âleminin yaşamakta olduğu alacakaranlık kuşağının hâkim olduğu iklimlere rağmen!

İliklerine kadar zulmün içine gömülüp haksızlıkları alkışlayanlar, fildişi kulelerde modernitenin elit havasını teneffüs etmekle iftihar edenler, Kurban’ı kendi nefislerine kurban edenler, ölünün içine konduğu tahta sandukayı unutup, seçim atmosferine girilen zamanlarda, seçim sandığının içine girmek için kendilerini “Kurban” edenler, vatansever, en doğru, en dürüst insan, en çalışkan, en sadık ve en layık ve laik olanlar, liberaller, sağcılar, solcular, İslamcılar.. Uzadıkça uzar huzura çıkmak isteyip de bu bayram atmosferini cansiperane değerlendirmek isteyenlerin listesi.. Aslında herkes sandığa girecek! Bir anlayabilsek!

Herkesin yükü kendine ağır ama bizim yaşamakta olduklarımızın yanında, dört bir tarafı İsrail yetmezmiş gibi, yanına bir de Mısır Firavunlarının eklendiği ve uyguladıkları insanlık dışı abluka altında, ekmek bulmakta sıkıntı yaşayan Gazze’li kardeşlerimizi düşünüyorum.

Askeri dikta zulmünün teşviki ile Budistlerin katliamına maruz kalan mazlum Arakan’lı Müslüman kardeşlerimiz aklıma geliyor.

Tarafların haklı-haksız cenderesi altında ezilen ve evlerinden uzaklarda sürgünleri yaşayan milyonlarca Suriyeli insanımı düşünüyorum.

Onurlu Mısır halkının onurunu çiğneyen Firavunların, yerle yeksan olan imajlarını kurtarmak için, milyonlarca dolar vererek, ABD’deki Lobi şirketleri ile anlaşması bir yana, verdikleri onurlu mücadelelerinin yanında, Mısırlı kardeşlerimin bayrama buruk bir yürekle girdikleri aklımdan çıkmıyor, düşünüyorum.

Başörtüsünün siyasal rant haline getirilmeye çalışılan bir süreci yaşarken, sınırsızlığına çekilen inceden tel örgülerin üzerindeki keskin dişlerin açtığı yaraları ve hala aşılamayan acziyeti düşünüyorum.

Bulduğu ile yetinen ve yıllardır ezilen insanların insani haklarının, hala akıllanmamış zihniyetler tarafından Anayasa Mahkemesine verilmesinin “İnsan Hak, Din ve Vicdan Özgürlükleri”nin neresine sığdığını anlamaya çalışıyorum.

Üst üste yığılı betonarme mezarlıklara dönüşen kulelerde yaşayanların, birbirlerinden habersiz kardeşler olduğunu düşünüyorum bu bayramda da sürecek olan umursuzluklar eşliğinde..

Üstümüzdeki, bitişiğimizdeki, eşiğimizdeki, beşiğimizdekinden habersiz ve umursuz, yakını görmez vicdanlar topluluğu olmak!

Beni düşündüren yöresel bir söylem geldi aklıma. Tam da bizlik!

Sen, sene bak!

Biz, önce kendimize bakıp, öncelikle aklımızı, ruhumuzu, anlayışımızı yeniden gözden geçirerek, virüslerden arındırmak adına yeniden formatlayarak kendimize gelelim ve Yüce Allah’a Kurban olup, sonra “olması gereken” Kurban’ı verelim!

Bu duygulardan bigâne kalamadım! Derdimi yazdım!

Kurban Bayramınızı tebrik ederim. Geleceğiniz Bayram olsun!

Sevgi ile Kalın..

akt

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.