Toplumsal hassasiyet korundu mu?

Osman PALAMUT

01 Ekim 2013 Salı 09:00

Toplumsal hassasiyet korundu mu?

Sayın Başbakanın açıklamış olduğu demokrasiyi zenginleştirme paketinde yeni olan ve olması olan baş örtüsü ile siyasi partilere hazine yardımındaki barajın 3 olarak belirlenmesine sevinmeyen vatandaşımız olmamıştır.

Siyasi açıdan ve insan hakları açısından kangren olmuş bir hadise çözüme kavuşarak baş örtüsü mağdurlarının hakları resmen iade edilmiştir.

Ancak belli bir kesimin hassasiyetini koruma uğruna gündemden kaldırılan andımızla toplumsal hassasiyeti korumuş olduk mu?

Andımız kaldırıldı,

PKK sevindi,

1400 yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapan Türkler üzüldü.

 Bu ülkenin temelini atan Ertuğrul Gazi'nin ve 600 yıl devam eden İmparatorluğun varislerinin toparladığı Türkmenler, Yörükler, Avşarlar ve diğer boylardan olan Türkler ne yazık ki kaldırılan andımız için, PKK'lılar gibi sevinemedi. 

Eğri oturalım ama doğruları da konuşalım,

Kim ne derse desin, andımızın kaldırılmasının odak noktasını BDP oluşturduğu için kaldırıldı.

Abdurrahim Karakoç hocam ne de güzel söylemiş şu dörtlüğü;

Bir zaman kartaldık koyuna döndük

Hamamın buz tutmuş suyuna döndük

Aldılar andımızı elimizden attılar çöpe,

Sokakta oynanan oyuna döndük...

 Demokrasi nimetinin sonuna kadar kullanılmasından kimse rahatsız olmamaktadır ve iktidarın bu alanda attığı her adım ileri demokrasinin zenginliğini sağlayacaktır,

İleri demokrasi nimetinden yoksun olduğumuzun bir göstergesi olarak 1960 Darbesiyle bu ülkenin başbakanı idam sehpasına gönderildi, 12 Eylül darbesiyle ölen masum insanlar yetmiyormuş gibi bu ülkenin gençleri cezaevlerinde işkencelerden geçti ve bu manzaraları bilen bir nesil olarak elbette demokrasi alanında yapılan her iyileşmeyi ayakta alkışlıyoruz ama bu alanda iyileşmeler yaparken Türk Milletini rencide edecek bir şekilde Andımızın kaldırılması milletimizi yaralamıştır.

Ne vardı Andımızda?

Gelin birlikte bir bakalım;
Türküm doğruyum çalışkanım

Ne var bu sözlerde?

Türklerin doğruların peşinde olup, çalışkan bir millet olduğunu söylüyor,
İlkem; küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak, yurdumu milletimi özümden çok sevmektir.
Peki bu sözlerde ne var?

Tahrik edici bir unsur mu var?

İlkelerinin küçükleri korumak, büyükleri saymak yurdu ve milleti canından çok sevmek olduğuna vurgu yapıyor,
Bu sözler tahrik edici mi?
"Ülküm; yükselmek ileri gitmektir ve ne mutlu Türküm diyene"  diyor

Burada tek sıkıntı ve rahatsızlık duyulan nokta, Türklüğe vurgu yapılmasıdır.

"Ne mutlu Türküm diyene" sözünden rahatsız olan Araplar, Çerkezler, Kürtler veya diğer etnik guruplar değil, rahatsız olan tek zümre, PKK'lılardır ve bu nedenle de gündemden kaldırılmıştır.

Sonuç olarak;

Birilerini sevindireceğim ve birilerinin hassasiyetini koruyacağım diye Türk Milletinin talebi göz ardı edilerek andımızı kaldırmak, tarihi bir hata oldu diyorum.


 



 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.