Bu kentin içinde yaşam mücadelesi veren, sorumluluk sahibi sade bir vatandaş olarak, öncelikle mevcut durumdan oldukça rahatsız olduğumu ifade etmek istiyorum.
Mevcut durumdan memnun olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilecek kaç kişi ve hangi sebeplerle çıkar bilmiyorum ama onların içinde yaşayan, gezen, gözlemleyen ve dinleyen biri olarak, bu kentin kahir ekseriyetinin memnun olmadıklarını üzülerek söyleyebilirim.
Bağımsız bir araştırma şirketinin yapacağı bir anket, mevcut durumun ne denli üzüntü verici sonuçlar vereceğini bizlere gösterir.
Türkiye genelinde büyük başarılara el atmış olan Ak Parti üst düzey yetkililerinin ve hatta Sayın Başbakan’ın “yürek sızısı” olarak gördüğüne inandığım çok ender şehirlerimizden biri konumuna düşen bir kent düşünün!
Sayın Başbakan’ın “Neredeeen nereye?” diyerek övündüğü icraatlardan nasibini yeterince alamamış bir kent! Ben de diyorum ki; Neredeydiik ve şimdi neredeyiz?
Aman birileri, başka illerin yaptıkları ile Adana’da yapılanları mukayese etme gibi bir lüksün içine girmesin! Yapılanlar ortada! İyi ki TOKİ diye bir kurum var! Yoksa Kentsel dönüşüme ilişkin kimi çalışmalar olmasaydı, bugün “Kentsel dönüşüm” kavramını sözlükte kalmaya mahkûm bırakacaktı. İyi ki seçim var demek zorunda kalıyoruz.
Diğer illerde yapılan etap etap çalışmalar mecbur etmese, belki bu konuda da yerimizde sayacaktık. Aslında çevre kentlere imrenerek bakan bir kentli olmak hiç de hoş değil ama maalesef bu durum bizim acı gerçeğimiz.
Bizi yönetme iddiasında olanların son günlerde içine düştükleri hazin tabloya ne demeli? Son yaşananlar karşısında yönetilenler olarak içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumun en açık ve yalın göstergesi değil midir?
Londra’da yerin yedi kat altından geçen ve 15 milyon yolcu taşıyan metro ağı bir kenara, Bursa, Eskişehir, Kayseri bilmem kaçıncı etap metro çalışmalarını yaparken, Ankara ve İstanbul trafik karmaşasını çözmek için üst üste yatırım hamleleri ve gelecek planlamalarını oluştururken, bizim yaşamak zorunda olduğumuz hilkat garibesi trafik keşmekeşliğine ne diyebiliriz?
İstanbul’da denizin altından geçirilen raylı sistemlere eklenecek otoban sistemlerini düşünürken, bizlerde alt ve üst geçit sorunları bile yap-boz şeklinde tahammülü zorlayan uzun sürelerde bile çözülmüyorsa ne diyebiliriz?
Hala can almaya devam eden hemzemin geçitlerimizdeki garabet, şehrin ortasından geçen bir demiryolu hattı, duman ve kokusu ile kentin merkezinde yer alan atölyelere ne diyeceğiz?
Artık tedavülden kalkması gereken otogar garabeti için fikri olan var mı?
Ya Karataş’ın kara talihi? Neden bir turizm cenneti olmaz?
Çöp ve atık değerlendirme/ dönüşüm tesislerimiz ne durumda?
Kebap ve Şalgam’ın dışında bir markalaşma feraseti var mı?
Yeterli sayıda Üniversitelerimiz neden yok? Mevcutlarımız neden “bağımsız cumhuriyet” gibi halktan ve piyasalarımızdan kopuk çalışmalar sergilemekte? Ülke ve dünya sıralamalarındaki başarı düzeyleri ayrı bir fecaat!
Kurumsal anlamda güneş enerjisinden faydalanma projelerimiz var mı, varsa ne zaman hayata geçecek?
Güney Adana ne zaman hizmetlerden yeterince nasiplenecek?
Yağmur ve çamura teslim olmayan bir kent nasıl olunur?
Sahi Türkiye’nin en büyük metropollerinden biri olan bu kentte, özgün ve yeterli durumda kültür ve kongre/toplantı salonları var mı?
Belediye ve il genel meclislerimizin kalite ve yönetim skalasından memnun musunuz?
Hani şu iktidar, ana- yavru muhalefet muhabbeti yok mu? Başka metropollerimiz “Anakent”, Adana ise maalesef “Yavrukent” konumunda!
İşsizlikte Türkiye birincisi olmak güzel bir onur mu Adana için?
Aslında sorunlarımız kadar sorularımız var ama yerimiz yetersiz! İyi işler yapma çabası içinde olanları, yapılan iyi icraatları yabana atmadan ve asla yeterli görmeden…
Artık başka belediyelere ve belediye başkanlarına hayranlıkla bakmaktan ve onları izlemekten bıktık! Bu kente ve kentliye yazık oluyor!
Sevgi ile Kalın…
akt