Yeşilevler portakalı artık yok!

Osman PALAMUT

14 Kasım 2013 Perşembe 10:01

 

 

Rengi, tadı ve kokusuyla, Çukurova’nın eşsiz portakalı olan Yeşilevler portakalı artık yok.

Neden mi?

Bahçelerin olduğu yerler acımasız bir şekilde bir bir yok edilerek konut ve iş merkezi oldu da ondan.

Türkmenbaşı bulvarından kanala ve kanalın altında kalan on binlerce dönümde var olan bahçeler ile, Real çevresinin eşsiz güzelliklerini oluşturan portakal bahçeleri imar cambazlarının oyunlarıyla gözümüzün önünde yok olup gitti, ama ne hikmetse kentin etkilileri ve yetkilileri yok olan altın değerindeki yerlerle ilgili kıllarını kıpırdatmadılar.

Geçtiğimiz hafta Adana Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Sayın Süleyman Sönmez hatırlanacağı üzere bir açıklama yaparak, “Tarım arazilerini korumak zorundayız” demiş ve doğru olan bu sözlerini eleştirerek, sayın Sönmez’in olayın üzerine daha çok giderek gerekirse sivil toplum örgütünün başkanı olarak hukuk mücadelesini de vermesi gerektiğine işaret etmiştim.

 Sayın Sönmez önceki gün nezaket gösterip telefon ederek, katledilen yerlerle ilgili doğru olan sözünü eleştirdiğim yazımla ilgili görüş alış verişinde bulunduk.

Doğru söz eleştirilir mi?

Sözün mahiyetine ve içeriğine göre, sözün yerli yerine oturması için ve hedefini bulması için eleştirilebilir.

Birinci sınıf tarım arazisi olan ve dünyanın en bereketli topraklardan birine sahip olan bu bölgede ki kırmızı toprağın hakim olduğu tarlalarla ilgili Sayın Sönmez, anlattığı detaydan sonra aynen şu ifadelere yer verdi:

“Beton yığınına çevrilen birinci sınıf tarım arazileri için çim sızlıyor Osman bey” diyerek, işin vahameti karşısındaki duygularını ifade etti.

Neydi o detay peki,

Süleyman beyin anlattığı işte o detaylar;

“Osman bey Alman mühendislerden duymuştum, Real’da binanın yapılması için başlatılan hafriyat çalışmasında 4 metreye inildiği halde yüzeyde ki gibi kırmızı toprak çıktığını söylemişler ve o mühendisler, ‘Bizim ülkemizde olsa adamı ipe gönderirler” ifadesinde bulunmuşlardı. Bu günlerde Türkmenbaşı bulvarında konut yapmakta olan bir arkadaşım ise, ‘Yaptığım kazı 4 metreye ulaştığı halde kırmızı toprak çıkıyor’ dedi. Oysa bilindiği gibi normalde iki metreden sonra verimsiz olan killi toprak çıkar, ama Allah’ın bir lütfu olan bu tarım arazilerinin katledilmesi doğrusu içimizi yakıyor”

İki tane ağaç kesimi karşısında Türkiye’yi ayağa kaldıran başta siyasiler, sözde aydınlar ve vatandaşlara sormak istiyorum, telafisi mümkün olman bu katliam karşısında neden bu beylerin sesleri çıkmaz?

Toprak olmasa ağaç olur mu?

Toprak olmazsa güzel bir çevre olur mu?

İsrail’in, Kuveyt’in, Arabistan’ın ve bazı körfez ülkelerinin milyar dolarlar harcayarak yurt dışından toprak getirterek, çölde tarım arazileri oluştururken bizler işin cılkını çıkartıp utanmadan ve sıkılmadan gelecek kuşakların gıda deposunun alt yapısını hunharca katlediyoruz.

Oysa yıllardır Sayın Sönmez gibi kentin duyarlı bazı önderlerinin seslendirdiği gibi, yeni yapılaşma yerlerinin kentin Güney Batısının değil Kuzey Batısının, gerek alt yapı açısından ve gerekse havadar olması sebebiyle en uygun yerler olduğunu söyleyip durduk.

Ancak rant cambazları kentin geleceğini düşünmeyen imar düzenleyicileriyle el ele verip, katletmeye devam ettiler ve ediyorlar,

Sonuç olarak;

Öncelikle örnek bir davranış gösterip, rahatsızlığını dile getirerek kamuoyu oluşturmaya çalışan Sayın Sönmez’i, yaptığı samimi açıklamaları nedeniyle tebrik ediyorum.

Ayrıca,

Dünya otoritelerinin verdiği bilgilere baktığımız zaman, geleceğin en büyük sorununun gıda sorunu olacağı görüşlerini göz önüne aldığımız zaman, kentin verimli arazilerini katledenlerin affedilecek yanlarının olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Diğer taraftan, birinci sınıf tarım arazilerini korumakla görevli olana Tarım İl Müdürlüklerini öncelikle görevlerini yapmaya çağırıyorum,

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.