Mithat Cemal Kuntay ne de güzel söylüyor;
"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" sözlerinde tanımını bulan bayrak, milletin en kıymetli sembolü olup, şanı , şerefi ve namusudur.
Bu millet için toprak ne anlam ifade ediyorsa, Türk Bayrağı'da aynı anlamı ifade etmektedir.
Yeri gelir bayrak için ölünür,
Yeri de gelir bayrak için savaşa gidilir.
Bunun başka izahı olmaz.
Peki BDP'nin Türk bayrağı ile derdi ne?
Alıp veremediği nedir?
BDP'nin gençlik meclisi kongresinde, Türk Bayrağı milletin gözünün içerisine bakıla bakıla direkten indirildi.
Ve bu utanmaz adamlar, sokaklara dökülüp yakıp yıkarak yıllardır, "Barış istiyoruz" dediler
İktidarda,
Taleplerine karşılık verip Kürtçenin yasak olduğu ortamdan, TRT'de Kürtçe kanal dizayn ederek 24 saat yayın yapılmasını sağladı,
"Şehirlerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin ve mezralarımızın eski isimlerini verin" dediler,
Yasa çıkartılarak eski isimler verildi,
"Teröristlere karşı sürdürülen operasyonlara son verilsin" dediler,
Operasyonlara son verildi,
"Kürtçe seçmeli ders konsun" dediler
Kürtçe seçmeli ders hayata geçirildi
Peki sizler ne yaptınız?
Atılan bu adımlara karşılık verdiniz mi?
Hayır,
Tam tersine yakmaya, yıkmaya, saldırmaya ve tahrik etmeye devam ettiler.
Hemen hergün sokak gösterilerini sürdürmeye devem edip, askere saldırmıyorlar mı?
Başkentin göbeğinde suçsuz günahsız masum vatandaşların araçlarını ateşe vermiyorlar mı?
Şimdi de önümüzdeki günlerde başlatılacak muzakerelerin ana gündeminin, bebek katili Abdullah Öcalan'a özgürlük olacağını söylüyorlar.
Bunun hayalinin bile bu millete hakaret olduğu unutulmamalıdır.
Burada bir yanlışlık var,
Ya PKK, KCK ve uzantısı BDP hukuk zemininden ilham alarak siyaset yapar, veya iktidarın belli bir kesimin hassasiyetini koruma uğruna verdiği tavizlerin istismar edilmemesi içi kararlar gözden geçirilir.
Unutulmamalıdır ki, Kürtlerin temsilcileri PKK ve KCK gibi terörden beslenen yapılar değildir.