Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonları vesilesiyle Sayın Başbakan önceki gün yapmış olduğu açıklamalarda "O kirli elleri kırarız" diyor.
Ağzına sağlık çok ta doğru söylüyor.
Kirlilik anlam itibariyle insanın midesini bulandıran bir ifadedir.
Allah kirliliği sevmez,
Kasıt ister temizlik yönüyle olsun, ister Hakkın ve hukukun çiğnenmesi yönüyle olsun Allah kirliliği men etmiştir.
Hangi alanda ve hangi yönüyle bakarsanız bakın, değişen bir şey olmaz.
Diyor ki Sayın Başbakan;
"Birtakım kirli eller benim bu güzel ülkemde kaos çıkaramaz. Hangi örgütü, maşayı, ajanı,, haini kullanırlarsa kullansınlar, bu millet istiklali uğruna o uluslararası örgütlere de gereken cevabı gerektiği gibi vermesini bilir. Herkes haddini bilecek."
Başbakanın bu yönüyle yaptığı değerlendirmeye bu ülkenin her ferdi imzasını koyar.
Elbette bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne göz koyup kaos çıkarmak isteyenler hainlerin ve alçakların ve hatta namusuzların ta kendileridir.
Ancak, bu ülkenin en büyük bankalarından olan Halk Bankasının yaptığı para trafiğinde, babalarının nüfuzlarını kullanarak menfaat sağlama da en az vatan hainliği kadar edepsizliktir.
Bu affedilir bir şey değildir.
Sayın Başbakan olay zuhur ettiğinde, bakanlara bir çağrı yapıp, "Derhal istifalarını versinler" deseydi, AK Parti bu gün tartışılan bir parti olmazdır.
Muhalefetin bir kelam etme hakkı olmazdı.
Dolayısıyla Halk Bankası üzerinden gerçekleştirilen para transferi bir bankacılık hizmeti ve dolayısıyla karşılıklı menfaatlere dayanan işlemdir, ama bu işlem üzerinden menfaat sağlama ahlaksızlıktır.
Şu bahaneye bakın,
Halk Bankası müdürü;
"Efendim bu paralar hayır işlerinde kullanılacaktı"
Bu beyefendi hayır işlerinin haram parayla yapılamayacağını bilmiyor mu?
Üstelik İmam Hatip okumuş biri olarak.
Ne yazık tır ki bu ülkede;
'Senin adamın, benim adamım' ayrışmaları başladı ,
Bu gün bakan çocukları suçüstü yakalanıp cezaevlerine konulmalarına rağmen, bakanlar hala görevlerinin başında bulunabiliyorlar, ama diğer taraftan tekrar söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim;
Adana'da halkın iradesi hiçe sayılarak dört yıldan bu yana açıkta bekletilen Aytaç Durak'ın Hakkı, Hukuku görmezlikten geliniyor.
Peki bu adalet mi?
Bu Hakkaniyet mi?
Bu çifte standart Allah emri mi?
Haşa,
Bu tamamen siyaseten mağlubiyeti kabullenemeyen bir beyefendinin akıl almaz ihtirasının sonucudur.
Peki nerede kaldı, "Sandık namustur" sözleri,
Nerede kaldı, "Bizleri millet getirdi ancak millet götürür" sözleri,
Nerede kaldı, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözleri,
Lütfen söyleyin de bizler de öğrenelim.