İşler hakikaten çok karışık ve bu karışıklığı çözene aşk olsun.
İktidar cephesi;
"Güçlenen Türkiye üzerinde kirli oyunlar oynanıyor" diyor,
Muhalefet cephesi;
"Fakirin, fukaranın ve yetimin hakkı gasp ediliyor" diyor.
İkinci dalga operasyon için iddia edilen yolsuzluğun miktarı 100 Milyar dolar,
Diğer bir ifadeyle 200 Milyar.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş 100 milyarlık yolsuzluk iddiasıyla ilgili 30 kişiyi gözaltına almak istedi,
Başsavcı Turan Çolakkadı;
"Bu savcı yetkisi olmayan soruşturmayı habersiz yürüttü. Basına bilgi sızırdı yalan söyledi" dedi,
Savcı Muammer Akkaş ise;
"Açıkça baskı yapıldı, mahkeme kararlarının uygulanması önlendi" dedi.
Sanayi Bakanı Nihat Ergün devir teslimde yaptığı açıklamada;
"Servet, şöhret yoldan çıkarır" dedi,
İstifa eden içişleri Bakanı Muammer Güler;
"Keşke hançeri başkaları vursaydı. Onlara hakkımı helal etmiyorum" dedi,
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ise;
"Talimatı Başbakan'dan aldım, onun da istifa etmesi gerekir" dedi,
Resmi gazeteye göre ise;
"Sen gitmedin ben gönderdim" dendi.
Sonuç?
Sonuçta siyaset erbaplarına bir şey olmadı,
Onların hal ve gidişleri çok güzel ama olan millete oldu.
Sizin anlayacağınız bu işin faturası çok ağır.
Şu 10 günlük zaman içerisinde bu işin millete faturası ne oldu dersiniz?
Bu işin faturası tam 150 Milyar dolar oldu.
Diğer bir ifadeyle 300 Milyar oldu.
Milyar dolarlar havalarda uçarken,
Yurdum insanı donmaktan son anda duyarlı bir vatandaşın ihbarıyla kurtuluyor, başka bir bebek ise soğuktan donuyor, bir başka aile açılıkla mücadele ediyor.
Şimdi anlaşıldı mı neden Türkiye'nin işleri karışık?
Sonuç olarak;
Sanayi Nihat Ergün,’ün, “Servet ve şöhret yoldan çıkarır” sözleri yerini mi buldu?