EDEP YÂ HÛ!

A.Kadir TUNÇER

22 Ocak 2014 Çarşamba 15:31

 

Kantarın topuzunu kaçırmak, hiç kimsenin hakkı değildir!

İçine asla girmek istemediğim konularla karşı karşıya çokça gelmenin verdiği rahatsızlık beni buna mecbur ediyor.

Pervasızlık aldı başını gidiyor!

Kimin kime ne dediğinin hiç önemli olmadığı ahlaksız bir iklimi soluyoruz. Utanılacak bir durum değilse nedir bu duyduklarımız?

Bu kadar basit mi insanların birbirlerini yaftalamaları? Birileri bizleri topyekün her nereye sürüklemeye çalışıyorsa; bizlerin de bu yelkene pis kokulu nefeslerden çıkan üfürmelerimizle kötü katkı koymamız çok mu iyi oluyor?

Çok kısa bir süre öncesine kadar birlikte yürünülen aynı yollarda, birlikte ıslanıldığında yağan yağmurda, aynı şarkıların terennümünü oluşturan koronun mensuplarına neler oluyor?

Sizler makam ve mevki sahibi oldunuz ve/ya da seçilmiş entelektüellerdensiniz de bizler saftirik miyiz? Neyi ne maksatla söylediğinizi bu millet anlamıyor mu? Seçime gidilen yolda her şey mubah mı diyeceğiz? Kazanmak ve/ya kaybettirmek adına!

Edebiyatta meşhur olan “Tecahül-i Arif” (Bilmiyormuşçasına davranıp aslında bilen ve yönlendiren) sanatını uygulayarak mesaj vermek de neyin nesi? Kelimelerin köküne kibrit suyu mu döküldü? Eleştirecek ve/ya kendinizi savunacaksanız; milletin gözünün içine baka baka, dahası, çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olma konumundaki zevatlarımız bu denli nasıl pervasız olabiliyorsunuz?

Bu hakkı kimden ve nereden alıyorsunuz?

Bir taraf, daha dün baş tacı ettiğinin, fütursuzca Yezid’liğinden dem vururken, ötekisi hiç sıkılmadan daha dün kardeşlerim dediklerine çakallar diyebiliyor! Biri Genel Yayın Yönetmeni, biri bakan! Aradakilere hak getire… Anlayan anlıyor…

Ne yönetmenlerimizde ne de bakanlarımızda sağlıklı bir ayar kalmamış! Ağzı olan konuşuyor, fikirler çalakalem yerlerde sürünüyor! Yazık değil mi? Bugünün yarını var!

Camialar adına konuşma yapanların üslubuna dikkat etmeleri gerekir düşüncesindeyim. Ortamı daha fazla gerekecek, birlik ve bütünlüğümüze halel getirecek, kardeşlik bağlarımızı zaafa uğratacak söz ve eylemlerden kaçınmak, daha çok “olması gereken” şey değil mi?

Toplumun muvazenesi ile çok daha fazla oynamadan, gençlerimize ve çocuklarımıza kötü birer örnek olmadan, bu ateşin söndürülmesinde katkınız olmayacaksa da, pis söylemlerinizle daha fazla kötü örnek olmayın! Sonuçta sizler de kamu hizmeti gören insanlarsınız bizim gibi!

Eriyip giden zamanda Dumanlı havalara kapılan Ekremler, daha taptaze makamın sıcaklığına yeni Bakan Zeybekçi’ler, daha dikkatli olmalı..  Gerginlik tamam da; kriz yönetme ve gerginliği yok etme ustalığı, makamları yönetenlerin “bilge olmaları” ile orantılıdır!

Yaşadıklarımızın adı “Kriz!” Bundan da karlı çıkanlar ise “Leş Kargaları!”

Sabr-ı Cemile ihtiyacımızın çok olduğu bu süreçte; her camia mensubu, bu halka, haklılığını lisan-ı cemil ile anlatmalıdır!

Sayın Başbakan ve Hizmet Hareketi önderlerinin; kendi temsilci ve mensuplarını, Milletvekili ve Bakanlar dâhil, üslup noktasında, tümünün dikkatlerini çekmeleri lazım! Aksi takdirde, gidişat hiç de iyiye doğru gitmiyor! Üstelik bizler; bu denli çirkin cümle ve benzetmeleri de duymak zorunda değiliz! Kötü üslup; insanı ‘daha iyi haklı’ yapmaz!

EDEP YÂ HÛ!

Sevgili ile Kalın..

akt

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.