Sorumlu bir birey olarak yönetilenlerin kendi aralarında adaletli olmaları, insani özelliklerin en belli başlı gerekliliklerindendir. Olması gereken huzurlu bir toplumun en vazgeçilmez temel dinamiğidir. Bunu hayata yaşanılabilir hale getirecek en önemli zemin ise; yönetenlerin bu adil anlayışın ısrarcı ve kararlı uygulayıcıları olmaları ile mümkündür.
Hem yönetilenlerin hem de yönetenlerin adalete olan inançları sağlam olmalıdır! Kaygan zeminlerde dans ettirilen adalet, bir gün mutlaka yere düşer ve incinir. Adaletin hafiften bir öksürmesi bile, koskoca bir toplumun zatürre olmasına sebeptir! En hafifinden adalet hapşırırsa, bizler toplum olarak ateşli hummaya tutuluruz!
Böylesine önemli olan bu konunun çerçevesi son derece geniştir. Hayatımızın her santimetrekaresini ilgilendirmekte olan “olmazsa olmaz” bir meseledir “Adalet!”
Kısacası; her eve, her işyerine, her mahalleye ve kente, her ülkeye ve herkese lazım bir değer!
Yazıyı uzatmamak ve sizleri daha fazla sıkmamak adına, meramımı özetle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz ve yakından müşahede ettiğiniz gibi, kışın tam orta yerinde oldukça sıcak ve bunaltıcı geçen bir “seçim iklimi”ni yaşıyoruz. Mevsimin daha da hararetleneceği, önceki deneyimlerden malumunuzdur. Pek çok ayrıntın adaletten nasibini almamış olduğu gerçeği ortada. Buna rağmen kamu sorumluluğu adına önemli bulduğum bir realiteyi başta değerli STK’larımız olmak üzere, fikir farklılığı olan bütün aydınlarımızda da dâhil olmak üzere, siyasi parti ve hükümet yetkililerimizin, milletvekillerimizin değerli dikkatlerini bu konuya çekmek istiyorum! Umarım bu mesele, sağlıklı zeminlerde tartışılır ve adalet yerini bulur!
Genel seçim öncesi; Anayasanın 114’ncü maddesine göre, İçişleri, Adalet ve Ulaştırma Bakanları görevlerinden istifa ederler. Yerlerine Meclis içinden ve/ya dışından bağımsız(!) kişiler atanır. (Bunun da oldukça ilginç ve ironi oluşturan ayrı bir hikayesi var ama buna başka bir zaman girelim istiyorum.) Bu hale da şükür diyeceğiz ama “Yerel Seçimler” bu işten neden uzak tutulur anlaşılır değil! Hadi bu ayrı bir garabet, ya seçimlere görev başındayken giren adaylara ne diyeceğiz? Belediyenin gücünü kullanan aday ile kullanmayan adayın eşit gücünden söz edilebilir mi? Ya da bu durum adil midir? Meseleye neresinden bakarsanız bakın, akıl ve vicdan tutulmasının dışında başka bir şey göremezsiniz.
Bu konunun tasavvurundan asla adalet çıkmaz! Adil olmayan şartlarda yapılan mücadele de adil olmaz! Adil olmayan uygulamalar, adaletten yana olanlar için en hafifinden bir utançtır!
Görevinin başındayken aday olan Belediye Başkanlarının derhal görevden istifa etmeleri ve/ya yeni bir yasal düzenleme yapılarak görevlerini bağımsız yöneticilere devretmelerinin sağlanması, adalet adına olması gereken en uygun ve etik yöntemdir!
Adalet ve Kalkınma Partisi ve Muhalefetin, bu konuşulmayan ve dillendirilmeyen, aslında korkunç bir adaletsizliğe zemin oluşturan uygulamanın daha adil bir çerçeveye çekilmesi için gereken teşebbüsleri yapmaları gerekir. Toplumun en önemli lokomotifi konumundaki saygın STK’larımızın ve aydınlarımızın, bu meseleye el atmaları ve gereken akilane çağrıları yapmalarını bekliyorum.
Umarım adalet yerini bulur!
Birbirimize “Hakkı ve Sabrı tavsiye etmek” kaygısıyla yapılan bir öneridir benimki…
Faydalı olmak adına..
Sevgi ile Kalın…
akt