03 Şubat/P.Tesi.. Geçtiğimiz gün… Ulusal zeminde çıkan meşhur gazetelerimizden biri.. Sesi en çok çıkanlarımızdan.. Sabah Gazetesi. Bu kez Sayın Yavuz Donat’ın Köşe Yazısına ilişkin bir kelama dikkat çekmek istiyorum.
Onlarca önemli konunun yanında bu da nereden çıktı diyenler olabilir. Doğrusu ben es geçemedim.
İsterseniz önce Yavuz Donat’ın Köşe Yazısının ilginç, düşündürücü ve bir o kadar pervasızca kullandığı bölümü ve infial oluşturan deyimin geçtiği kısmı okuyalım. Aynen şöyle yazıyor beyefendi:
Kar bereketi
Uçaktan iniyorsunuz… 15 dakika sonra Palandöken’desiniz… “Allah dağına göre kar verir” derler ya… Allah Baba, Palandöken’den karı esirgememiş.
*Oteller dolu… Rus… İranlı… Alman… Yerli turist… İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan.
*Pistler çocuk dolu… Okullar tatilde… Öğrencilere kane hediyesi… Kayak dersi.
Şehir merkezine yürüme mesafesindeki Palandöken “Durgun ekonomiyi canlandırmış.”
Kar bereketi… Erzurum’a “İlaç gibi” gelmiş. ...”
……. ………
Yazı devam ediyor. Bizi ilgilendiren kısmını aynen alıntıladım.
Değişik ve yerel bir konu ile alakalı bir yazı yazmayı düşünürken; akşam saatlerinde gazeteleri inceliyordum. Sabah Gazetesini incelerken, gözüm Yavuz Donatın Köşesine takıldı. Bir cümlesi beni abandone etmişti. Acaba yanlış mı okuyorum dedim. Defalarca baktım. Hayır, bunayan ben değildim. Yine de matbu bir yanlışlık olabilir diye, akşam vakitlerinde, resmi internet sayfalarından incelemek istedim. Aynı ifade orada da pervasızca geçiyordu.
“Allah Baba, Palandöken’den karı esirgememiş.”.. Böyle bir pervasızlığı, böylesine bir aymazlığı, kamu vazifesi gören, bir ömür sayılabilecek kadar gazetecilik yapmış usta bir gözlemci ve yılların kalemine asla yakıştıramadım. Dahası hazmedemedim.
Yazılanların kayda düşmesi ile birlikte, geri dönüşünün zor olduğu bilinen bir realitedir. Bir mermi gibidir kalemden ve ağızdan çıkanlar..
Toplumun önde giden aydınlarının, düşünür ve kanaat önderlerinin, hayatlarının her aşamasında daha dikkatli olmaları gerektiği zaten bilinen bir vakıadır. Böylesi bir zaruret halinin hatırlatılması bile basitlik olur.
1942 – Bor/Niğde doğumlu, neredeyse bir pîr-i fâni olan usta bir gazeteci.. Bunu hangi trans haliyle yazdı bilmiyorum ama yeni akil baliğ olan gençlerimizin bile bu konuda algı probleminin olmadığı, inancımızı ilgilendiren çok temel bir meselede, Yavuz bey’in söylediği, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyor...
Söz konusu Allah ise; zerreler dikkat kesilir.
Bu kadar rahatlık nereden kaynaklanıyor Yavuz Bey? Yüce Allah’a “Baba” makamını yakıştırmanın dışında, iyi niyetli diye varsayacağımız benzetmeleriniz için kullanabileceğiniz kelimelerin köküne kibrit suyu mu döküldü? Başka benzetme mi bulamadınız?
Yavuz Bey’in algısının ayarı kaçmış anlaşılan. Dalgınlıktan yazdı desem, hiç mi kontrol etmiyor.. Hadi o kontrol etmedi, ya Sabah Gazetesinin Editöryasına ne diyelim? Onlar nasıl kontrol etmez? Toplumun hassas olduğu kelam ve kelimeler, böylesine çiğnenir mi? Allah’ın “Baba” olmadığını bilmiyorlar mı? Bu daha büyük bir gaflet olmaz mı?
Yavuz Donat ve Sabah Gazetesi Editöryasının bu topluma ciddi bir özür borcu var!
Sehven de olsa, bu büyük hatalarını düzeltmelerini bekliyorum.
Hürriyet Gazetesinden Melis Alphan’ın basına yansıyan; Sevgili Peygamberimiz ve din ile ilgili hezeyan dolu algıları ayrı bir fecaat.. Yazarlarımızın çalakalem yazmaları, dikkate almadıkları realitelerimiz ve toplumumuz açısından üzüntü vericidir.
Sorumlu kişilerin, dikkatli ve duyarlı olma gibi bir vecibeleri var!
Böylesine çalakalem vurgular, kelimenin tam anlamı ile basitliktir.
Sevgi ile Kalın..
akt