Türk siyaseti tarihinde ilk kez 30 Mart 2014 yerel seçimleri için sıkıntılı bir süreçten geçmiştir.
Seçim sonuçlarına baktığımız zaman AK Parti'nin istediğini elde edemediğini görüyoruz.
Oysa meydanlara bakan yandaş yayın organlarının hayal aleminde ki yazar ve çizerleri bu seçimlerde AK Parti'nin yüzde 50'leri geçeceğine halkı da inandırmak için hemen her gün ayni nakaratı tekrarlayıp durdular.
Bu bağlamda Adana'ya baktığımız zaman Adana seçimlerinin AK Parti açısından tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oluşturduğunu söylemeye gerek duymuyorum.
Peki AK Parti neden umduğunu bulamadı?
Bir parti düşünün 10 yılda 10 kez il başkanı değiştirin.
Böylesine bir partide siz başarıdan söz edebilir misiniz?
Basın aleminin huzuruna çıkıp konuşmasalar da, görevden alınan il başkanlarıyla ikili görüşmeler yapıldığı zaman, hemen hepsinin tek şikayetçi olduğu kişi ne hazindir ki Ömer Çelik beyefendiden başkası değildir.
İstişarelerden fazla hoşlanmayan, hatta istişare toplantılarında önerilerde bulunanları zaman zaman azarlayan Ömer Çelik, Adana'yı kendi doğruları doğrultusunda dizayn etme uğruna, AK Parti'nin bu gün kaybeden bir parti konumuna düşmesine neden olmuştur.
Diğer taraftan, oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına bir açıklama yapan Ömer Çelik, bakın neler söylüyor;
"Sandık demokrasinin namusudur. Milli iradenin namusudur" diyor
Haydi buyurun,
Günaydın Ömer bey.
Sandığın demokrasinin namusu olduğu yeni mi aklınıza geldi?
Milli iradenin namusu yeni mi aklınıza geldi?
Dört yıldır nerelerdesiniz?
Peki 2009 Yılında sandıktan çıkan oylar demokrasinin namusu değil miydi?
Milli iradenin namusu değil miydi?
Ömer Çelik'in bu söylemi ne yazık ki samimi değil.
Nedenine gelince;
Sandıktan çıkan oylarla seçilen Aytaç Durak'ın, demokratik hakkını gasp ettikleri için söyledikleri samimi değil.
Sonuçta Ömer Çelik Adana'da siyaseti Adanalı adına değil, kendi nefsini tatmin etme uğruna yaptığı için kaybetmiştir.