Ah ki ne Ah!

A.Kadir TUNÇER

18 Nisan 2014 Cuma 11:02

 

Maveradan gelen tarifsiz güzellik!

Getirdiklerine, sunduklarına, yaşayışına ve müstesna örnekliğine bütün insanlığın, kâinatın minnettar kaldığı nadidelik! En büyük “Öven”den, en büyük övgü payının sahibi olma bahtiyarlığına erişmiş sevgili!

Aşkın, sevginin ve sevdanın muazzam ve mücessem hali!

İyilik ve güzelliklerin, haksızlığa karşı durmanın, sevginin ve saygının, marifet ve iltifatın, ölçmenin ve biçmenin, susma ve konuşmanın, duyarsız kalmamanın, insanca yaşamanın “niçin” ve “nasıl”ına örnek olmuş bir muhteşemlik!

Kelime ve cümlelerin onunla tanışması ve buluşmasıyla kazandıkları izzet ve şerefi elde etmeyi bekleyenlere inat bir zaman dilimindeyiz.

Defolu anlayışlara, baron kesilen insan müsveddelerine, vicdanları cüzdanlarına sıkışmış vahşi kapitalizmin acımasız gladyatörlerine…

İkbal anlayışları sadece bu dünya ile sınırlı kalmış, Müslüman olma kimliğini sırtında bir kambur gibi taşıyan, rotaları karışmış, hayatlarını sadece “mülk edinme” anlayışından ibaret görenlere ve benzer anlayışlar yüzünden kıblesi şaşırmışlara…

Kör ve sağırları oynayan bir kalabalığın, müşevveş (düzensiz, yalpalayan) fertlerine…

Dehlizlerden, derin kuyu ve menfezlerden çıkışın ve yegâne çıkış yolunun nasıl olduğunu bilmeyenlere, bilip de uymayanlara…

Hayatın izbe ve zifiri karanlık hasadını biçip, zemheri üşümelerini kokuşmuş nefesler eşliğinde insanlarına reva görenlere…

Ölümsüz” bir anlayışın sarhoşluk veren rayihasıyla “ölümlü” olduğunu unutup “öteler ötesi” kaygısından fersah fersah uzakta bir yaşam biçimini benimseyenlere…

BizGülistanı’nda gülleri dermek, yetiştirmek ve sevmek dururken, “Ben” dikeni ile eza, cefa, zulüm olup, dert ekenlere, yollara diken serenlere rehber, ilaç, kaynak, ışık, dost ve seçkin bir “Kul Peygamber!

Ah ki ne Ah Efendim!

Sizin yeriniz bir başka, bambaşka.. Hiç kimse sizin kadar çocukları daha içten ve güzel sevmedi. Sizler okşadınız diye, yetimlerimizin başını daha bir sevgi ile okşuyoruz. Tebessümün ne manaya geldiğini en iyi sizden öğrendik sizden uzaklarda.. Onur kırmadan onur kurtarmayı, istetmeden vermeyi, “Latif” esmasını en nezih haliyle marifet ve iltifata dönüştürmeyi, güvenmenin, güvenilmenin, paylaşmanın, dayanışmanın, geleceğin mutluluğunu inşa ederken kerpiç taşımanın, ateş yakılacaksa odunu sırtlanmanın, gecenin zifiri karanlığına aydınlık olmanın ne demek olduğunu siz, siz öğrettiniz! Siz  muhteşem ahlakı uyguladınız, “olması gereken”e uydunuz biz uyuduk, Siz “oldunuz”, biz öldük.. Ölmek her kula nasip ama işin içinde sizsizlikten doğacak “helak olma hali” var işin içinde..

Siz söylemiş ve uyarmıştınız efendim! Daha dün gibi asırlar öncesinden..

 

Ah! Binlerce Ah Efendim!

Kasvetin semalarında gezinmekten ayağımız yerlere değmiyor! Riya kanatlarının sahte çırpınışları; yüksek irtifalara çıkarttığı ruhumuzu, birden salıveriyor boşluğuna hayatın.. Paramparça olan anlayışların size layık olamama sefilliği.. Sizleri /sadece/ “sözde” anlamakla, yaşamadan anladığını zannedenler, zevahiri kurtarmaya çalışıyor.

Suyun resmine bakarak susuzluğunu giderdiğini sananlar gibi..

 

Ey Sevgili Siz! Siz Ey Sevgilimiz!

İkbal anlayışlarımız sizlerin bizlere öğrettiklerinizden çok uzak diyarlara bırakılmış. Aramıza giren “çıkar” ve “ben” dağlarını aşamıyor, aşmak istemiyoruz.

Sessiz çığlıkların sağanağı, gökyüzünün akıttığı yaşlara inat her tarafı kuşatmış durumda. Kardeşliğin katili “Ben”lik bir salgına dönüşmüş! Yürekler şerha şerha nalânlarda!

Kıymetini bilmediğimiz paha biçilmezimiz.. Ey bizim için tasalanan, acısını içine gömen, çok yakınımızdaki uzaklık..

Ey gözümüzün nuru Efendimiz!

Sizden uzaklığımızdır bizi bizden eden. Bir anlayabilsek sizi, bir anlatabilsek bize! Sizsizliğin ne demek olduğunu.. Gelecekte, bizlere başkaları daha yalın ve acı bir şekilde anlatmadan! O nadide “gül”ün dikeni bile olmayı becerememek..

 

Sizlere layık bir ümmet olamamanın hafifliği içindeyiz! Sizlere olan düşkünlüğümüz, cürümümüz ile orantılı durumda..

 

Sizi anlıyor ve yaşıyor gibi “oyun oynayan” bir iklimi solumaktan nutkum kesildi!

Yutkunuyorum… Yutkunuyorum!

 

Ey Sevgili!

Geleceğe vurulan ince ayar!

Yıllar tükeniyor, O’na olan övgüler yetmiyor, bitmiyor!

O’na, getirdiğine, anlayışına ve yaşayışına olan duyulan ihtiyaç da…

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.