Yapmayın! Yazıktır!

A.Kadir TUNÇER

28 Nisan 2014 Pazartesi 11:45

 

 

Kaygıların değişkenlik kazandığı mevsimler, kişiye göre sık aralıklarla değişse de, dertlerimizin odağı konumuna gelen ve sosyal dokumuzu esastan ilgilendiren meseleler değişmiyor. Acil çözüm beklentileri de…

 

Hassasiyet; her dem gereken bir güzelliktir herkes için. Vaktin ikindisini yaşayanlar biraz daha hassastır. Düşünce ikliminin nazenin rayihasından beslenme kaygısını taşıyanlar için ise, bütün vakitler hassasiyetle geçer.

 

Tüm zerrelerimize kadar soluduğumuz kesif seçim ikliminin ağır mı ağır, siyasi çeşni olsun diye bin bir çeşit baharatlarla karışımı yapılmış politik kürlerin yaydığı koku ve ses, ciğerlerimizi, kulaklarımızı ve hanelerimizi kasıp kavurdu. Etkisi farklı bir şekilde üstümüze sinercesine hala sürüyor.

 

Kentin çözüm bekleyen devasa sorunları var.

 

Kazanan ve kaybeden siyasilerinin üzerinde müthiş bir şaşkınlık bulutu hâkim. Kazanan da, kaybeden de sanki şaşkınlarda…

 

Bu kentin ve sayın yöneticilerinin değil bir gün, bir saat bile kaybetme lükslerinin olmadığını düşünüyorum. Seçimden önce hemen hemen her adayın resmi ve/ya gayri resmi söylemi: “Ben hazırım!”, “Biz Hazırız!” minvalinde söylemlerle güvenlerini izhar ediyorlardı. Seçimden sonra geçen süreyi ve bu süre içindeki sıradan icraatları doğrusu olaya yeterince hâkim olamama ve hazır olamama şeklinde değerlendirmek, en hafif izah şekli olarak görmek mümkün. Ajanslar; “İlk Nikah Merasimi” haberleriyle dolu!

 

Geçen süre zarfında kaybedilmiş bir zaman aralığı var “hizmet” açısından. Her kes kendine bir süre biçmiş. Kimi üç ay, kimi altı ay! Bir bakalım neler var ve neler olmuş “bana dokunmayın!” diye…

 

Her başkan’ın kendi kadrosunu seçme ve onlarla çalışma arzusu, en çok saygı duyulması gereken gerçeklerdendir. Çalışacakları ortam itibariyle ilgili birimlerden bilgi edinme hakları var. Madem hazırdınız; kadronuzu neden daha öncesinden şekillendirmediniz? Gereken bilgi edinme ve tespit aşamalarının bu denli uzun sürmesien doğruçalışma şekli midir?

 

Hala kadrosunu tam olarak oluşturamamış, kararı netleşmemiş, birimlerini rayına oturtamamış Başkanlarımız var! Kaldığı yerden devam edenler ise ayrı bir garabet ve zaman israfında…

 

Yöneticilerimizin ve hele ki hizmet erbabı makam sahiplerinin, mesailerinin çoğunu kutlama ve tebrik seremonileriyle bu denli geçirmeleri sosyal hizmet anlayışına uygun mudur? İade-i ziyareti hizmet götürmekle yapmanız ve bunu takvime bağlamanız evladır!

 

Yapmayın! Yazıktır!

 

Aldığınız sorumluluk, öncelikle “Zaman Yönetimi” konusunda duyarlı olmanızı gerektirir. Zira zaman; sizden önceki yöneticilere ne denli çabuk geçmişse, zaman sizin için de acımasızdır! Sizi dinlemez! Verdiğiniz sözler ve yapmanız gereken icraatlar; öyle böyle değil! İşiniz zor!

 

Çalışmalarınız; hem sizlerin hem de mensubu olduğunuz ve temsil ettiğiniz Partilerin Adana’daki geleceğini belirleyecektir.

 

Adana; bazılarının çok geç anlamasına rağmen, hepinizin çok iyi bildiğiniz gibi zor bir sevgili! Ona fazlasıyla özen ve mesai harcayarak aç olduğu “hizmet” ikramını sunmalı, kayıtlara düşen projeksiyonlarınızı süratle uygulamakla üstün bir çaba içinde olmalısınız!

 

Hem de o hiç dilinizden düşürmediğiniz “Sosyal Belediyecilik” anlayışlarınızla!

Bekliyoruz!

 

Sevgi ile kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.