Yaratmak Geliştirmek Korumak

Talat Özyürek

28 Nisan 2014 Pazartesi 11:48

 

         İtibarın temelleri, annemizin babamızın bize henüz çocukken öğrettikleri erdemler üzerine kuruludur. Doğrunun ya da yanlışın ne olduğunu bulmak için başkasına bakmaya lüzum yoktur aslında dürüst olmak, iyi niyetli olmak, başkasının çıkarını kendi menfaatin gibi gözetmek, şeffaf olmak, hesap vermede gönüllü olmak, sadece günü değil yarını da düşünerek davranmak ve en önemlisi ciddi olmak sanırım itibarlı olmaya yeterde artar bile.Hepimizin en değerli varlığı, sahip olduğu itibarı olsa gerek , malum beraberinde güveni getiriyor ki güven hiç şüphesiz dünya üzerinde ki tüm ilişkileri en güçlü şekilde etkileyen belki de tek ortak paydadır ki her ne kadar soyut bir nitelik olsa da tüm ilişkilerde somut sonuçlar doğurur.Beraberinde getirdiği saygınlık, inanç ve güven bütün işlerimizi nasıl da kolaylaştırır.Fakat itibarı sürdürmek de kazanmak kadar zor artık, ne diyordu rahmetli Vehbi Koç ‘itibar kazanmak çok çetin, kaybetmek çok kolay’ Rahmetli Sakıp Ağayı da unutmayalım hani ‘itibar kuş gibidir uçup gider’ onun için daha dikkatli olmalı kuşa sahip çıkmalıyız uçup gitmesin hatta bütün kuşlara!…

             Bizden öncekilerinde en büyük tasalarından   biri  itibar olmuştur.Hatta  pek çok kavim yada insan, itibarını  ‘varoluş biçimi’ olarak tanımlamıştır.Tarih de tam bir  itibar savaşlarıyla doludur aslında.

           İskender’in  ‘yarına taşımak’ zorunda olduğu bir  itibar sorunu vardı. Attila da  öyle…

          Yalnızca kralların mı? Sarayda itibarını kaybetmiş vezirlerin de soytarıların da  kelleleri gidiyordu.

         Kaybedilmiş bir savaşı ‘doğru iletişimle izah edemeyen’ nice komutan, itibarsız sonlarla karşılaşmadı mı?       

                         ‘İtibarlı olmak, girilen her ortamda ‘iyiliğin’ yanında taraf tutma cesaretini göstermekle elde edilir.

           İtibarın yitirilmesi durumunda, sahip olduğumuz para, mal ve mülkler iskambil kağıdından kuleler gibi  dağılıp,  çöküverirler alim Allah  yeniden kazanılması ise çok ama çok meşakkat ister ki ülkemizin geçmişinde yaşanan krizler, sayısız acı olay ve ardından gelen itibar kayıplarından  çıkarılacak o kadar ders  var ki  onun için itibarın önemi ve nasıl yönetileceği  herkesin her kurumun kurumsal firmaların yahut kurumsallaşmaya çalışanların üzerinde büyük titizlikle durması gereken en önemli konu başlığı olmalı ki ortadan kalktığı zaman, en güçlü hükümetler, en başarılı şirketleri en etkin liderleri, en sağlam  arkadaşlıkları ve en kötüsü en büyük Aşk’ları yok edebilecek tek şeydir ki kaybedildiği durumlarda verilen sözler ne kadar güvence verirse versin, sizi hep içten içe rahatsız eder ve ‘acaba altında ne var’ hissi yaratır. Eğer ki pusulamız kendi içimiz de olur  ve şaşmazsa sosyal statümüz ne olursa olsun itibarlı birer birey oluruz.

       ‘İtibar üzerimize giyebileceğimiz  ya da ödünç alabileceğimiz  bir elbise değildir’

          Diğer yazılarımda olduğu gibi bu yazıyı da karman çorman ettim , ama istedim ki insanlar itibar kazanmak için kişiliklerinden taviz vermesin yada itibar sadece ticari bir argüman olarak algılanmasın sözümüz, tavrımız, davranışlarımız  o  derece gönlün  şivesi olsun ki kalbe ait manaların rengi, deseni düşsün ki  yüreklere başkaları üzerinde de tesir etsin.Rabbimin ayetiyle  sonlandırmak istiyorum ‘Onlar kendilerine bir itibar ve kuvvet vesilesi olsun diye Allah’tan başka tanrılar edindiler’ teşbihte hata olmaması temennisiyle.

         Şimdi düşünün bakalım itibarımızı yönetmekten daha önemli bir işimiz var mı? Yada yaşantınız  boyunca size   itibar sağlayacak  hissi verecek ne yaptınız.

                                                                                                                              Sevgi ve Dua ile…       

                                     

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.