Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, yaptığımız sohbet toplantısında samimi ve içten bir duyguyla;
"Adanalının desteğine şimdi daha çok ihtiyacım var" diyordu.
Belediye başkanı olarak seçildikten sonra bu görüşü beyan etmek o belediye başkanının;
Erdemliliğini, samimiyetini ve dürüstlüğünü gösterir.
Ve Sayın Sözlü konuşmasının bir bölümünde ise;
‘’Artık MHP'lilerin değil, tüm Adanalının belediye başkanıyım. Kürdiyle, Türküyle, Arabıyla, Çerkeziyle, velhasıl bu kentin tüm renkleriyle bir olacağız, birlikte olup kentimize ve kentimizin insanına hak ettiği hizmeti vermek için çalışacağız" diyor.
Bu sözler üzerine söz olur mu?
Elbette olmaz.
Ama ne yazık ki siyasi görüşü, ırkı, dini ve mezhebi ne olursa olsun, “Ben herkesin belediye başkanıyım” demesine rağmen, “Bu kentin Valisiyle, ilçe belediye başkanlarıyla, oda başkanları ve STK’laın başkanlarıyla bu kentin geleceği için en iyi diyaloğu ortaya koyacağız” diyerek açık beyanına rağmen, bakın Sabah Gazetesi Güney ekinin sorumlusu Ersin Ramoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün başlatmış olduğu birlik ve bütünlüğü sekteye uğratmak için ne yapıyor.
İşte Sabah Güney’in atmış olduğu manşetin ana başlıklarından iki tanesi;
"Sözlü dönemi tam bir batak,
Sözlü bilgisayarları bile alıp gitti"
Haydi gelin bu gazetenin iyi niyetinden bahsedin edebilirseniz.
Bu ne hazımsızlık, ne sığ ve ne basit ifade?
Bir taraftan Sayın Başbakan;
“Bir olmalıyız, iri olmalıyız ve diri olmalıyız” diyor, ama gelin görün ki iktidarın nimetiyle beslenen Sabah Gazetesi’nin temsilcisi Adana’da henüz seçimlerin ardından bir ay geçmeden, toplumu germek ve akıl almaz hayali iddiaları ortaya koymaktan zerre-i miktar tereddüt etmiyor.
Eyyyyyy......., Ersin Ramoğu, ne yapmaya çalışıyorsun?
Derdin ne arkadaş?
Belli ki bazı yayınlarından rahatsız oluyorsun, ama bu rahatsızlığını bir gazeteciye yakışmayacak tarzda, isim vermeden hakaret ederek cevaplıyorsun Çakallar başlıklı yazınla.
Oysa şu gazetecilik mesleğini icra edenlere bir bak, kimlerin aslanların kurduğu sofrayı bekleyen çakallar olduğunu çok iyi görürsün, ama ne yazık ki onu da göremiyorsun.
Ve göğsümü gere gere sana şunu söylüyorum,
Bizim soyumuzda, her zaman aslan gibi duruş var olmuş, çakallar ise adam yerine konmamıştır.
Sabah Gazetesi hafta sonunda ki manşetinde yine Hüseyin Sözlü’yle ilgili bir manşet atmış ve Sözlü döneminde Ceyhan Belediyesinde ki Norm kadronun olması gereken rakamın çok üstünde olduğundan bahsediyor,
Demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesinde yerel medyanın büyük önem taşıdığını ve önemli katkılar sağladığını ifade eden Ersin Ramoğlu, "Öncelikle doğru gazetecilik yapılması gerektiğine inanıyorum" diyor.
İyi güzel hoş ta, yahu kardeşim, bu söylediklerini sen inanıyor musun?
İnanıyorsan bu güne kadar hep muhalefet partilerine çattın durdun, peki iktidar partisinin hiç mi yanlışı olmadı?
Henüz seçimlerin ardından bir ay geçti, amam hemen her fırsatta Hüseyin Sözlü'ye saldırmak için adeta fırsat kolluyorsun.
Yaptığın tek şey, muhalefete saldırmak,
Beyefendinin bu güne kadar iktidara yönelik tek bir eleştirisini göremezsiniz.
Aslında en büyük talihsizlik, Ersin beyin ekonomik gücü olan böylesine bir gazetenin temsilcisi olmasıdır.
Talihsizliktir diyorum çünkü;
Bu gazete el değiştirmeden önce hemen her gün manşetten AK Partililere ve AK Partili bürokratlara saldırıp bu partinin düşmanlığını yaparken,
Gazete el değiştirdikten sonra bu defa yağmur-tarla misali, AK Parti hayranlığına soyunmasıdır.
Bunu bize yutturamazsın Ersin bey,
Gerçekten gazeteciliğin doğru yapılmasına inanıyorsan, o zaman parti farkı gözetmeden tarafsız bir şekilde güney ekinin manşetini süslersin.
Sen Bu kentin Büyükşehir Belediye Başkanını hazmetmeyebilirsin, ama hazmetmesen de etmesen de, artık bu kentin büyükşehir belediye başkanı Hüseyin Sözlü'dür.
Sonuç olarak,
Gazeteciliğin evrensel ölçekteki anlamına baktığımız zaman;
İlkeli olmaktır,
Seviyeli olmaktır,
Ve dürüst olmaktır.
Bunun dışında ki gazeteciliğin ancak ve ancak içine tükürülür.