Soma faciasının ardından 9 gün geçti,
Yürekleri yakan ama yakıp geçmeyecek bu acı, ne yazık ki atılan yanlış adımlar vesilesiyle katmerleşiyor.
Türkiye acıda birleşip tek vücut olurken, facianın müsebbibi olan iki cephede toplumsal rahatlamaya vesile olacak bir gelişme henüz olmadı.
Bu olayın iki baş sorumlusu vardır,
Biri hükümettir,
Diğeri ise Soma Holding şirketinin sahibi Alp Gürkan'dır.
Göstermelik olarak gözaltına alınınlar ve tutuklananlar, kamu vicdanını rahatlatmaz.
Kamu vicdanının rahatlaması isteniyorsa;
Utanmadan milletin karşısına çıkarak basın toplantısı yapıp, meydana gelen olayla ilgili her türlü tedbirin alındığını söyleyen büyük patron Alp Gürkan derhal gözaltına alınıp gereği yapılmalıdır,
Kamu vicdanının rahatlaması isteniyorsa;
Maden ocağının işletilmesi için ihale eden hükümet, işletme keyfiyetini şirket sahiplerine bırakıp, bu çağın gereğine göre otokontrol marifetiyle iş güvenliğinin alınmasını sağlayamadığı için, hayatını kaybeden madencilerimizin sorumluluğundan kurtulamaz.
6333 Sayılı iş güvenliği yasasıyla ilgili tedbirleri kontrol edecek olan makam Çalışma Bakanlığıdır.
Ne yazık ki 8 kez kontrol yapıldığı ifade eden Bakanlık, madenle ilgili kontrollerin hep göstermelik ve kağıt üzerinde yapığı için, direk sorumludur.
Dolayısıyla hükümet bu konunun direk sorumlusudur.
Ayıptır ve günahtır,
Bakın dün genç bir madenci hanımı eşinin sırf sosyal güvenlikten faydalanıp evladının tedavisi için işe girdiğini ve şimdi evladını nasıl tedavi ettireceğinin telaşını yaşıyor ve o anneye evladının her türlü tedavisi için devletin yanında olduğu hissi verilmiyorsa, yazıklar olsun böyle devlete.
Bir anne, eşinin sırf kızını üniversitede okutmak için madende çalıştığını söylüyorsa ve bu devlet artık bundan böyle ekonomik olarak babasını aratmayacak şekilde yanlarında olduğunun hissini veremiyorsa, yazıklar olsun bu devlete.
Gün;
Olayları siyasi pencereden değerlendirme günü değil,
Gün;
Milletimizin geleneksel merhametinden doğan medeniyetin gereği olarak, o eşsiz merhametini göstererek, hayatını kaybeden madencilerimizin çoluk çocuğunun yanında yer alarak, onlara en azından ekonomik boyut olarak eşlerini aratmamayı sağlama günüdür.
SONUÇ OLARAK;
Öncelikle kamu vicdanını rahatsız eden büyük patron bulunup derhal göz altına alınıp hesap sorulmalıdır.
Madencilerimizin sorunlarının ikinci plana atılıp, açık oturumlarda ve grup toplantılarında meseleyi siyasi boyuttan değerlendirerek nemalanmak utanç vericidir.
Bu meselenin elbette siyasi boyutu vardır, ama bundan böyle yapılacak değerlendirmeler, adil olan, merhamet boyutu olan siyasi değerlendirmeler içerisinde konu ele alınmalıdır diyorum.