Alp Gürkan'ın gözaltına alınmaması;
Rezalettir,
Kepazeliktir,
Daha da ötesi vicdansızlıktır.
301 Madencinin hayatını kaybetmesiyle, madenci yakınlarıyla birlikte "İnsanım" diyenin yüreği yandı bitti kül oldu.
Soruşturmanın savcısı büyük patron Alp Gürkan iç in 'gözaltı' talebini mahkemeye iletti, ancak MAHKEME GÖZALTI TALEBİNİ REDDETTİ.
Neden?
Beyefendiyle ilgili yeterli bilgi ve belge yokmuş.
Şu komikliğe bakın.
Oysa,
Beyefendi yaklaşık bir yıl kadar önce bir basın toplantısı yaparak, sahibi olduğu maden ocağının teknolojik gereçlerle dizayn edildiğini ve olası bir tehlike için yaşam odalarının bulunduğunu açıklamıştı, ama sonra bir de kaktık ki hepsi külliyen yalan.
Alp Gürkan efendi, kazanın üçüncü günü genel müdür ve işletme müdürüyle birlikte basının karşısına geçerek, şirketini savunma gayreti içerisine girdi.
Beyefendinin bu gayretleri tek şeyi gösteriyor;
Büyük patronun Alp Gürkan’dan başkası değildir.
Dolayısıyla asıl suçlu Alp Gürkan'dır.
Alp Gürkan, daha çok kazanma uğruna, servetine servet katma uğruna, insanları köle gibi çalıştırmış.
Köle gibi diyorum, ldık
Aları ücret ortada,
Köle gibi diyorum,
Kaynak ayırmama uğruna iş güvenliğiyle ilgili tedbirleri ve 21 yıl önce alınan uyduruk işe yaramaz gaz maskeleri ortada.
Ve işte bu sebepler nedeniyledir ki, sorumlu olan Alp Gürkan'ın gözaltına alınmasına onay vermeyen o mahkeme heyetinin verdiği karara zerre- miktar saygı duymuyorum.
Olmaz olsun böyle karar.
Bu karar kamu vicdanını zedelemiştir, ama madencilerimizin eşini, çoluk çocuğunu, ana ve babasını ise kahretmiştir.
SONUÇ OLARAK;
Hukuk insanların sigortasıdır,
Hukuk insanların hava ve su kadar elzem olan ihtiyacıdır,
Hukukun tecelli etmediği yerlerde kaos olur,
Bu gün adaleti icra eden bu mahkeme heyetine, cinayetin baş sorumlusunun gözaltına izin vermemiştir.
Unutulmamalıdır ki hukuk,
İnsan hak ve hürriyetinin teminatıdır,
Hukukun olmadığı ve işlemediği yerlerde ne demokrasiden ve ne de insan hak ve hürriyetinden bahsedemezsiniz diyorum.