Irak’ın, IŞİD tehlikesi bizim öncelikli meselemiz değil,
Irak’ta ki gelişmeler karşısında iki ana meselemiz var,
Birincisi,
Konsolosluk çalışanlarını sağ selim ülkeye getirmek,
Diğeri ise,
Türkmenlerin güveninin tesisi için ciddi adımlar atmak.
Telafer’de önceki gün bir Türkmen katliamı yaşandı.
Ama gelin görün ki olayı sıradan bir vakıa gibi algıladık.
Musul’u tek kurşun atmadan IŞİD’e teslim eden kansız Irak ordusunun askerleri, üniformalarını çıkartıp kaçarken,
Türkmenlere gelince aslan kesilip şerefsizliklerinin gereğini yaparak, 60 Türkmen katlettiler.
İşin acı tarafı,
Musul, Telafer, Süleymaniye ve Kerkük’te yaşayan Türkmenler, ne yazık ki yok sayılıyor ve bu kardeşlerimizin geleceği peşmergelerin inisiyatifine bırakılıyor.
Her fırsatta Kürtlerin demokratik haklarından bahsedenler, ne hikmetse yok edilmeye çalışılan Türkmenler için tek bir kelam etmiyorlar.
İşin acı tarafı, Türkmenlerin demokratik haklarını koruma hakkı olan AK Parti iktidarı, bu konuda büyük bir sessizliğe kapılmış gidiyor.
Bu manzara karşısında, iktidarın yayın organı gibi çalışan gazetelerin dünkü manşetlerine baktığımız zaman, Irak ordusu için;
“IŞİD’i bıraktı Türkmen öldürüyor” şeklinde görüşü beyan ederek bir acziyeti gösteriyorlar.
İyi güzel de, sen ne yapıyorsun?
O soysuzluğunu yaparken, Telafer’in hemen hemen tamamı, Musul’da 400 bin, Süleymaniye ve Kerkük’te ise yine çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu bu bölge için sen ne yapıyorsun?
Bu kardeşlerimizin bekalarını tayin etmeleri için destek olduk mu?
Türkmenler;
“Ankara bize yardım etsin” derken,, biz hala medyatik açıklamalarla yetiniyorsak, büyük devlet olmamızın ne önemi var?
Suriye ve Irak topraklarında aniden gelişen bu acımasız olaydan Türkiye ders çıkarmalıdır.
Sık sık;
“Artık sınırlarımız belli olmaya başladı” diyen PKK’nın siyasi uzantılarının bu sözleri karşısında tedbir alınmamasının bir neticesidir ki, bu gün Elazığ karayolunda bile terör örgütü yollarda kimlik kontrollerini açıkça yapmaktadır.
İşte bu işin sonu hayır değil.
Paralel yapı diye diye, asıl oluşan tehlikeli yapıyı ne yazık ki görmezlikten geliyoruz.
Yollar kesiliyor,
Bayraklar indiriliyor,
Vergiler toplanıyor,
“Petrolden hak isteriz” diyorlar,
Ve ne hikmetse bu tehlike görülmüyor.
Oysa yolların güvenliği bizim namusumuzdur,
Bayrağımız bizim namusumuzdur,
Vergilerin hainler tarafından toplanması ise bizim acziyetimizdir.
Umarız başta Türkmen kardeşlerimiz olmak üzere, gelişen bu komedi karşısında devletimiz, devlet olmanın gereğini ortaya koyar.