Madımak’ı ananlar samimi değil!

Osman PALAMUT

05 Temmuz 2014 Cumartesi 11:30

 

2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden davetlilerin konakladığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu, 33 Aydının katledilmesi olayı tek kelimeyle vahşettir ve bu menfur olayı tertipleyen ve bizzat eyleme dönüştürenleri Allah affetmeyecektir ve 33 vatandaşımızı katleden insanlıktan çıkmış olan bu mahlukları ise hiçbir zaman affetmeyeceğiz.

Ancak,

Temmuz ayının her yıl ikisinde acımasız bir şekilde katledilen vatandaşlarımızı anan özellikle sivil toplum kuruluşlarının samimiyetine katiyen inanmıyorum.

Bunlar samimi değil.

Dün, Türkiye’nin birçok ilinde etkinlikler düzenlenerek Madımak’ta hayatını kaybeden insanlarımız anıldı.

Peki,

Ya Başbağlar?

Hatırlanacağı üzere Sivas olaylarının hemen ardından fazla değil, bir hafta sonra Erzincan’ın Başbağlar köyünde, Sivas’ın intikamını alma küstahlığıyla masum insanlarımızı katledenler neden lanetlenmiyor?

Bu insanların bir kısmı namazlarının başında hatırlanacağı üzere katledilmişlerdi.  

Veya Başbağlar katliamının yıldönümünde, Madımak’ı ananlar neden Başbağlar’ı da anmazlar?

İşte bu nedenledir ki, yapılan anma törenleri tamamen samimiyetsiz ve yanlı anmalardır.

Oysa;

Sivas’ta katledilen insanlarda bizim insanlarımızdı,

Başbağlar’da katledilen insanlarda bizim insanlarımızdı.

Aralarında ne fark vardı?

Tek fark;

Sivas’ta katledilen insanlarımız sosyal demokrat ruha sahiptiler,

Başbağlar köyünde katledilen insanlarımız ise muhafazakar ruha sahip olan insanlardı.

Ne fark eder?

İnsan insandır.

O’nun yaşam hakkı yok muydu?

Kaldı ki, hem Sivas olaylarının ve hem de Başbağlar olayının tek hedefi, ülkede olası bir kaosu çıkartarak, bu Cennet vatanın evlatlarını bir iç savaşa sokma girişimiydi, ama o bozuk maya tutmadı.

Dün olduğu gibi, bu gün de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, toplumda kin ve nefret tohumları ekenlerin hayallerini boşa çıkartacak adımlar atarak, birlik ve beraberliğimizin temelini sarsılmaz bir şekilde tesis etmeye çalışmaktır.

Egemen güçlerin, Osmanlı’nın son dönemlerinden bu yana çökertmek istedikleri Anadolu topraklarının kıymetini iyi bilmek lazım.

Cumhuriyet döneminde sık sık tezgaha konan etnik sorunların müşteri bulmadığı bu topraklar,

Yalnız Türk Milleti’nin değil, tüm İslam coğrafyasının, hatta insanlık aleminin bekası için ilelebet birlik ve bütünlük içerisinde yaşama zorunluluğu vardır.

SONUÇ OLARAK;

Gelin bu ülkede kim olursa olsun, haksızlığa uğrayanın;

Dini, dili, rengi ve etnik gurubu ne olursa olsun, bu ülkenin ve milletin diriliği için birlik içerisinde, hareket etme kabiliyetimizden taviz vermeyelim diyorum.

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.