Büyüyünce ne olmak istersiniz?

A.Kadir TUNÇER

17 Temmuz 2014 Perşembe 09:17

 

Üzgünüm! Artık zerreler, küreye dönüştü zulüm çağında! Her zerre bir tohum değil midir böğründe hayatın? Ve her şey zerrede saklı, zerre tohumsa! Ve en güzel güzellikler yoksun ve terk edilmiş, dahası birer mahkûm tomurcuğun bağrında, özü “sevgi”, kendileri sevgili olan çocuklar!

Her yerin çocukları güzeldir! Her coğrafyadaki canımın yongaları tatlı mı tatlı… Nasıl ayırt edilebilir; harf heceden, hece kelimeden ve kelime cümleden…

Öz’den sözü, sözden özü çıkar çıkarabilirsen? Geriye ne kalacaksa hayata dair!

Can bedenden, et tırnaktan, tohum topraktan, toprak sudan…?

Ve zordur ciğerim Filistin’de, Gazze’de çocuk olmak!

Bir an için, bir an’lığına gitmiş olun oraya… Kısacık bir mola verin onların yerine…

Her gün üstünüzden uçsa çelik kanatlı ölüm canavarları… Canlarının istedikleri yere atsalar ölüm yüklü kusmuklarını! Etrafınız kuşatılmış olsa acımasızlıktan örülü zorbalıklarla! Bir lokma ekmek girebilse kursağınıza huzurla hep acıklı ve acıkmalı geçen vakitlerde!

Dahası çok… Hikâyemizin “an”ların almaktan aciz kaldığı yükü var!

Dedim ya zordur Filistin’de, Gazze’de çocuk olmak!

Sahi sen hiç çocuk oldun mu bir anlığına Gazze’de? Namluya sürülmüş kahpe kurşunların hedefi olarak, bahçelerin su yerine, toprağının senin kanınla sulanması ter yerine zorbalar tarafından!

Ne doğru dürüst üşümenin, ne serinlemenin, ne yemenin ne de oynamanın tadını alabildi çocuklar. Hep donmanın, dondurma hayali kurarken yakıcı sıcaklarda dondurulmanın, acıkmanın, ne demek olduğunu öğrettiler onlara! Koşmaları bile unuttular hastalıklardan… İlaç mı? Arsızlık duvarının arka bahçesinde! Etrafına örülmüş densizlik ağlarından oluşan bir zulüm çemberi!

Hayalleri kurşunlara eşlik etmekte… Mutsuzluğun, iliklerine kadar işlediği çocuklar! Onlar, yarınların meçhul bir babası, bağrı yanık bir annesi!

Tam oyun oynamayı içinden geçirdiğin bir anda önce“Bulut sütunları”, şimdi de“Koruyucu Hat” adını verdikleri ve başlattıkları cani bir kudurmuşluk sağanağı altında, uçurtma yerine kahreden gazap bombaları, şarapnel parçaları küçücük, narin bedenlerini vuruyor! Ne gözyaşlarını silecek bir mendil, ne yaralarını saracak bir sargı bezi ne de onları saracak bir kardeşlik var ortalarda!

Duaları keder kokan, ölümsüzlüğün çocukları bunlar!

Zalimlerin öldürücü, kahredici, yakıcı, yıkıcı, nefes aldırmayan zulmü altında yaşamanın ne demek olduğunu bir de onlara sorun!

Tanklara karşı sapanlarla yüreklerini kötülüksavara dönüştüren çocuklar! Bir akşam vakti evde otururken, evlerine gelen telefonla ya da gökten atılan broşürlerle öldürülecekleri haber verilen, sabahları öpücük yerine korku ve öfke ile uyanan çocuklar!

“Büyüyünce ne olmak istersin” sorusuna, büyük bir çocuk korosu gibi “şehid” cevabını haykıran çocuklar!

Herkes ölümlüdür ama her Gazze’li çocuk; bir “şehid” adayıdır doğduktan sonra!

 Ve her Gazze’li çocuğun alacağı var insanlıktan! Yükünü dağların taşıyamadığı!

Ah Kardeşlik! İslami ve insani değerlerimizin çimentosu!

 İşte şimdi bize çok lazımsın ama yoksun! Nerdesin?

Sevgi ile Kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.