Bu insanlar sizin vatandaşınız değil mi Vali bey?

Osman PALAMUT

31 Temmuz 2014 Perşembe 11:05

 

Bu kentte ve kent sınırları içerisinde öylesine olaylar cereyan ediyor ki, şahit olduğumuz olaylar karşısında göz yaşlarımıza hakim olmamız mümkün değildir.

Öteden beri basın yayın organlarını yönetenlerle, devleti yönetenler arasında toplumun huzur ve güveni adına önemli bir iş birliği vardır.

Basın mensubu görevi;

Sosyal yaşantımız içerisinde toplumsal kabulümüzün dışında vukuu bulan olayları, görevinin bir gereği olarak kamuoyunun gündemine getirmektir.

Yerel anlamda da, evrensel ölçekte de basın mensubu;

İlkeli, seviyeli ve dürüst bir şekilde olumsuzlukları gündeme getirmek zorundadır.

Devleti temsil eden arkadaşlarımızın görevi ise,;

Kamuoyuna yansıyan sosyal dramı tedavi etmektir.

Ne yazık ki,  iki önemli konuda ele aldığım sorun karşısında, Adana Valimiz Sayın Büyük sessiz kalmayı tercih etti.

Neydi o konular bir hatırlayalım,

Biri, Sayın Başbakan’ın Müslüman Türk Milletinin geleneğinin gereği, ama en önemlisi Allah’ın rızası için, bombaların hedefi olan Suriyeli kardeşlerimizi ülkemize davet ederek bu aziz milletin kucağını açmasıdır.

Ancak, bu kentte henüz anne kucağında ki bebeğin, anne sütü olmadığı için açlıkla karşı karşıya kalması sebebiyle, babasının bebeğine süt bulmak için çaresizlik sonucu ağlamasıydı.

Bu aileyi bulduk, derdine derman olmak için girişimde bulunarak devletin temsilcilerine seslenerek;
“Ya bu insanları kabul etmeyin, veya kabul ediyorsanız aç ve açıkta bırakmayın” demiştik.

Ama ya Sayın Valiyi danışmanları konuyla ilgili bilgilendirmediler,

Veya Sayın Vali, olayı irdeleme gereğini duymadı,

Diğer olay ise tam anlamıyla bir zulme dönüşmüş 3 köy halkının var olup olmamasıyla ilgiliydi.

Hatırlanacağı üzere Tufanbeyli Termik Santralinin yapmış olduğu istimlak uygulamaları, santraldan çıkan zehirli atıklar ve  santralin kanalizasyon atıklarının köye doğru salınma hadisesiydi.

Yamanlı, Kayarcık ve Yeşilova köylerinde vatandaşların, asırlardır geçimini sağladığı ve namerde muhtaç olmadığı tarlaları yok pahasına istimlak edilmek isteniyor, devletin bağımsız olan mahkemeleri köylüden yanan karar alarak istimlak bedelinin az olduğuna hükmediyor, ancak Termik Santralin yöneticileri bildiği gibi hareket etmeye devam ediyor.

Peki, ediyor da ne oluyor?

85 Yaşında ki Solmaz nine,

90 Yaşında ki Ahmet dede,

Yapılan zulmün durdurularak, “Ya adam gibi hakkımızı versinler, veya toprağımızdan vazgeçsinler “ diyerek seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Biz sorumlu gazeteciliğin gereği olayı yerinde görerek, sorunla ilgili hem haber yapıp kamuoyunu bilgilendirdik ve hem de köşemde olayın yorumunu yaparak ilgililerin bilgerine sundum.

Sayın Vali lütfedip;

“Yahu kardeşim bu işin aslı astarı nedir” diye merak etmedi.

SONUÇ OLARAK;

Sayın Valim haklı olarak sormak istiyorum;

Bu kentin en büyük mülki amiri olarak olay sizi ilgilendirmiyor mu?

Veya bu insanlar sizin vatandaşınız değil mi?

Acizane bu olay tam da sizi ilgilendiren bir olaydır diyorum,

Neden,

Her şeyden önce bir çevre katliamı yaşanan köyde, insan sağlığı önemsenmiyor ve sizin çevre koruma müdürlüğünü yöneten beyler bu rezaleti görmüyor veya görmek istemiyor.

İşte bunun içinde olsa sizi ilgilendiriyor,

Siz devletsiniz,

Devlet olmanız hasebiyle gidip görerek, konuşarak şahit olduğum bu olayı, irdelemek sizin öncelikli görevinizdir diyorum.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.