Yalçın Akdoğan’ın haddini aşan açıklaması

Osman PALAMUT

15 Ağustos 2014 Cuma 10:59

 

Başbakan’ın danışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Recep Tayyip Erdoğan’ın halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, doğacak olan başbakan ve parti genel başkanlığı için başlatılan kulisler içerisinde yapmış olduğu açıklama, AK Parti kurucularından başta Abdullah Gül ve Bülent Arınç’a karşı baş kaldırma harekatından başka bir şey değildir.

Bu günlerde basına sızan AK Parti’deki sıkıntıların temelinde, Milli Görüş geleneğinden gelen kadroların, parti içerisinde kademeli olarak söz sahibi olmaması yatmaktadır.

Yoksa durup dururken, Şamil Tayyar ve Yalçın Akdoğan neden ipe sapa gelmez sözleriyle kafaları bulandırsın.

Yalçın Akdoğan henüz dünyada yok iken elini değil, gövdesini taşın altına koyan Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi şahsiyetler, AK Partinin oluşumunu şekillendiren, kuruluş aşamasında Anadolu’yu adım adım gezerek hayata geçecek olan partiye, içine düştüğü ekonomik ve siyasi sıkıntı sebebiyle Türk milletinin ne denli ihtiyacı olduğunu anlatan kişilerdir.

Bu pencereden baktığımız zaman, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimler en, az ama en az Recep Tayyip Erdoğan kadar partinin oluşumunda sorumluluk alan ve taşıyan şahsiyetlerdir.

Şimdi Yalçın efendinin;

‘’Bu partinin kimseye diyet borcu yoktur” demesi, ahlaki midir?

Yalçın Akdoğan’ın bu çıkışıyla, bir gerçek ortaya koymuştur.

Nedir o gerçek?

AK Parti’de Milli Görüş geleneğinden gelen tüm siyasetçilerin;

Kırmadan, dökmeden ve kavgalara gürültülere meydan vermeden, büyük bir ustalıkla partiden tasfiye edilmesi için başlatılan bir gerçektir,

Yalçın Akdoğan’ın sözlerinin meali budur.

Daha da ötesi;

AK Parti’de yapılan tüzük değişikliğiyle getirilen 3 dönem şartının altında da bu operasyonun gerçekleştirilmesi amacı yatmaktadır.

Partide bir gençleştirme harekatı gün gibi açık bir şekilde gözükmektedir.

Gerek siyasi partilerde ve gerekse ekonomi dünyasındaki kadroların gençleştirilmesi kadar doğal bir harekat olamaz.

Ancak AK Parti’de hızlı bir şekilde yapılmak istenen gençleştirme kadrosunun altında, Abdullah Gül gibi partinin inisiyatifini elinde bulunduracak isimlerin tasfiye edilmesi yatmaktadır.

Daha da ötesi, Sayın Gül’ün 2015 te dahi genel başkanlık ve başbakanlık için önünün açılmayacağını, bu günkü gelişen süreç içerisinde görüyoruz ve bunu rahatlıkla ifade edebiliyoruz.

SONUÇ OLARAK;

Unutulmamalıdır ki, beşeri hırs ve doyumsuzluk sonsuzdur,

Önemli olan beşeri hırsların ve doyumsuzlukların peşinde değil, bu kadroları umut olarak gören toplumun sesine kulak vererek, ülkenin milletiyle birlikte bekasının sağlanması uğruna adımlar atmaktır.

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.