Şaka gibi!

Doğan Gülbasar

29 Ağustos 2014 Cuma 14:31

 

29 Mart 2009 yılında 5’inci kez Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, tam bir yıl sonra, 28 Mart 2010’da geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı.

İçişleri Bakanlığı tarafından 2 ay süreyle görevinden alınan Aytaç Durak’ın “dramı” 4 yıl sürdü. 2’şer ay uzatmalar seçime kadar devam etti.

Aytaç Durak’ı en çok eleştiren gazetecilerden biriyim. O dönemde görev aldığım Adana Haber Gazetesi’nde çok sayıda yazı kaleme aldım, haber yaptım, haber yaptık. Süleyman Demirel’de eşine ait arsanın imar planı değişikliği, yine eşine ve damadına satılan Menekşe’deki arsalar gibi konular ayrıntılarıyla aynı gazetede manşetten yer buldu.

Bir Celal Bayar Köprülü kavşağı hikayesi var ki evlere şenlik. Yapılıp sonra yıkılan ve revize edilen bu köprülü kavşak o dönemde “ahtapot” adıyla anılmıştı.

Metro konusuna girmiyorum bile...

Bunlar hep eleştiri konusuydu.

2009 seçimleri öncesi hakkında şikayetçi olduğu bürokratları rüşvetçilikle suçlamıştı. Oysa o bürokratlar beraat etmişti.

Hiç unutmam Kanal A’da Acar Filiz’le yaptığımız programda suçladığı bürokratların beraat ettiğini hatırlattığımızda “Ama savcılık ciddiye almış ki dava açmış” savunmasında bulunmuştu da adalete bakış açısından dehşete düşmüştük.

Yine bir programda kendisine söylemiş; “Bir gün size haksızlık yapıldığına inandığımızda sizi de elimizden geldiğince savunuruz” demiştik.

Gün geldi görevden alınan Aytaç Durak 2’şer ay uzatılarak yıllarca koltuğundan uzak tutuldu, hapse atıldı, adalet kendisine de lazım oldu.

Bunca haksızlık sonrası Zihni Aldırmaz’ın görev süresi sona erip, seçimi kazanan Hüseyin Sözlü’nün mazbata almasına kadar geçen sürede kendisi de şaka bir uygulama yapıp geldi koltuğa oturdu. Bir hafta süren bu başkanlık komedisi Hüseyin Sözlü’nün mazbata almasıyla son buldu.

Şimdi Danıştay karar vermiş; “Aytaç Durak’a haksız uygulama yapıldı” diye...

Aytaç Durak vakası başından sonuna yani görevden alınmasından Danıştay kararına kadar trajikomik bir durum.

Adalet kararını vermiştir ama verilen kararın bir anlamı yoktur. Yani adalet gecikmiştir. Geciken adalet, adalet değildir. Bu olay bize göstermektedir ki konumumuz ne olursa olsun, kim olursak olalım adaletten ve vicdanlı davranmaktan asla vazgeçmemeliyiz.

Yaptığımız adaletsizlikler gün gelir bizi bulur.

O zaman da adaletsizlikten şikayet etmeye hakkımız olmaz.

Şikayet etsek bile bizi dinleyen olmaz.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.