Havuzdan nemalanan bazı yalaka basının, yalaka yazarları fitne ve dedikodu pompalamaya devam ededursun,
Adana Medya Gazetesi bu yılın en iyi haberini yaparak gönüllerde taht kurdu.
Neydi o haber?
Ve yalaka basın neden gündeme getirmiyordu mazlumun sıkıntısını?
Haber, Enerjisa’nın Tufanbeyli ilçesi Yamanlı Köyünde kurmuş olduğu termik santralin başlatmış olduğu istimlak politikasıyla ilgiliydi.
Adana Medya köye kadar gitmiş, muhtar ve köylülerle görüşmüş, ardından da sözde milletin efendisi olan köylünün dramını kamuoyuna taşıyarak önemli bir habercilik yapmıştı.
Köyün muhtarı Geylani Kurtman üç köyü ilgilendiren istimlak uygulamalarındaki sıkıntılar sebebiyle köylülerin perişan olduğunu, başvurdukları hiçbir kurum ve kuruluşun dertlerine derman olamadığını, siyasi iradenin ise adeta kendilerini unuttuğunu söylemişti.
Önemli diyorum, çünkü sorun 3 bin köylüyü ilgilendirmekteydi.
Sonuçta Enerjisa yetkilileri yapılan haber üzerine köye gitmiş ve muhtarın nezaretinde köylülerle yaptıkları görüşmeden sonra, köylülerin istediği istimlak işlemlerini yeniden başlatılarak, herhangi bir mağduriyete izin vermeyeceklerini açıklamışlar.
İşte bu mutabakattan sonra köylüler derin bir nefes aldı.
Çünkü Adana Medyanın haberine Enerjisa duyarsız kalmamıştı.
Ve Enerjisa sözünü tutarak köylülere taahhüt ettikleri gibi geçtiğimiz günlerde harekete geçmiş.
Yamanlı Köyü Muhtarı Adana Medya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Doğan Gülbasar kardeşimizi arayarak;
“Adana Medya’ya ailesine şahsınızda teşekkür ediyorum, bir yıldır başvurmadığımız kapı kalmadı ama yaptığınız haber yerini buldu ilgililer şimdi bizimle ilgileniyorlar” diyerek, yapılan haberle ilgili teşekkür etti.
Gazetecilikte önemli olanda bağcıyı dövmek değil üzümü yemektir.
Sorunun çözümünde köprü görevini iyi yapmaktır ve Adana Medya sıkıntının çözümünde gerçekten önemli bir köprü görevini yerine getirdi.
İşte gazetecilik budur.
Gazetecilik hayali dedikodulara temel oluşturan bir sektör değildir.
Ne yazık ki bu gün yalakalıkta sınır tanımayan utanmaz bazı yazar geçinen soytarılar;
Fitne ateşini yakmaktan, vatandaşın sorununa zaman ayıramıyor.
Tufanbeyli köylülerinin bu sıkıntısını duymayan kalmadı, ama ne hikmetse havuzun medyası bu önemli haberi görmezlikten gelerek kulaklarını tıkadı.
Hani dürüst ve ilkeli gazetecilikten yanaydınız?
Hani mazlumun yanında yer almak için gazetecilik yapıyordunuz?
Hepsi yalan,
Hem de külliyen yalan.
Bunlar adam gibi gazetecilik yapmış olsalardı, zalimin değil mazlumun yanında yer almak için kalemlerini oynatırlardı.
Bosh ne diyordu?
“İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim” diyordu,
Bu gün bazı gazeteler ise tam tersini yaparak;
“Para kaybetmektense, insanların güvenini kaybederim keyfime bakarım” zihniyetiyle hareket etmeyi erdemlilik zannediyorlar,
Oysa 7 cambazın bir ipte oynadığı gibi, hemen her gün yalakalık yarışında ve zalimlikte sınır tanımıyorlar.
SONUÇ OLARAK;
Bizim Taner Talaş’ın dün gündeme getirdiği gibi,
Mazlumlar duaya müracaat eder,
Zalimler ise zorba olduklarından, duayla işleri olmayacağı için bekalarının temelini zalimlikleriyle zenginleştirme hülyasına dalarlar.
Oysa;
Mazlumun Allah’ı var,
Ya zalimin?