Paralelin kurucusu yoksa Bediüzzaman Saidi Nursi mi?

Osman PALAMUT

15 Eylül 2014 Pazartesi 09:18

 

 

Devlet resmen Risale-i Nur kitaplarına el koyarak yayınını ve dağıtımını yasakladı.

Neden?

Neydi bu kitaplardaki tehlike?

Oysa Bediüzzaman Saidi Nursi bu kitaplarla gençliği hedef almıştı, 

Peki, neydi gençlikle ilgili derdi?

İstiyordu ki;

Türk milletinin eğitim gören çocukları;

 İman sahibi, ilim sahibi ve irfan sahibi erdemli birer insan olsun, ülkelerine ve milletine faydalı olsunlar.

Ancak bu doğal ve masum isteği, zalimlikle karşılık buldu.

Oysa Cennet mekan Saidi Nursi zamanın en büyük alimi olmasının yanında, aynı zamanda milli bir kahramandı.

Anadolu topraklarının, namerdin eline geçmemesi için Ermeniler ve Ruslarla yönetmiş olduğu 5 bin kişilik orduyla aylar süren çatışmalar içerisine girmiş ve sonunda yaralandıktan sonra Ruslar’a esir düşerek Sibirya cehennemine gönderilmişti.

Ne var ki asıl cehennemi ülkesinde yaşadı Rahmetli.

Nasıl mı?

Devleti yönetenlere hitaben yaptığı çağrıda;

“Eyyyyy……, devleti yöneten beyler, Güneydoğuda binlerce medrese var, bu medreselerde yalnızca din ilimleri tahsil ediliyor, gelin yalnızca din eğitimi verilen bu medreselere fen ilmini de koyalım, aksi takdirde yalnızca din eğitimi verilen medreselerden mezun olan kişiler mütaasıp olur, yalnızca fen ilimleri gören gençlik ise dinsiz olur. Her iki eğitimi alan gençlik ise Japonlar gibi çağı yakalayan  erdemli, ilim sahibi ve  irfan sahibi bir gençlik olur”  demesi çileli hayatının da başlamasının fitilini ateşlemişti.

Ve bu uğurda hayatının 30 yıla yakın bir zamanını, yobaz yönetimler tarafından cezaevinde geçirmesine sebep olmuştu.

Bediüzzaman’ın hayatı incelendiğinde, tek gayesinin gençliğe İman hakikatleriyle, fen ilimleri eğitimini verilmesi için mücadele ettiği çok net bir şekilde görülecektir.

Zaten başına ne geldiyse bu mücadelesi yüzünden geldi.

Bediüzaman’ın isteği kabul edilmiş olup, her iki eğitim birden verilmiş olsaydı, bu gün teknolojide batıya muhtaç olan bir Türkiye değil, bölgesinde gücüne güç katmış lider bir ülke olurdu bu cennet vatan.

 Şimdi tek gayesi İman ve ilim hakikatlerinin öğretilmesi olan Bediüzzaman Saidi Nursi’nin kitapları;

“Allah’ımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, bayrağımız bir ve kıblemiz bir” diyen bir Cumhurbaşkanı eliyle, hem ülkemizde ve hem de dış ülkelerde kitapların basımı ve dağıtımı yasaklanmış bulunmaktadır.

Peki neden?

Ne gariptir ki dün Saidi Nursi hazretlerine yapılan iftiralar, günümüzde tekrar sahneye kondu.

Dün Bediüzzaman’a;

‘Haşhaşi ‘çamurunu attılar, ne gariptir ki aynı oyun günümüzde de oynanarak, Bediüzzaman misyonunu dalgalandırmak için mücadele eden Fethullah Gülen ve cemaati içinde ‘Haşhaşi’ yakıştırması yapılmaktadır.

Oysa Bediüzzam hayatı boyunca, Kur’an-ı Kerimi eline almış ve tüm eserlerinin kaynağı da Kur’an-ı Kerim olmuştur.

Şimdi sormak lazım;

Tamamen Kur’an-ı anlatan bu kitaplar neden yasaklandı?

Yoksa Fethullah Gülen’in şahsında asıl paralelin kurucusu olarak, Cennet Mekan Rahmetli Bediüzzaman görüldüğü için mi?

Bu yasaklama;

Demokrasiyi inkardır,

Bu yasaklama;

İnsan hak ve özgürlüklerini inkardır,

Bu yasaklama;

Hür düşünceyi istememektir,

Bu yasaklama hukuku inkardır,

Ve bu yasaklama, uhuvvet kardeşliğine vurulan en büyük darbedir.

Bu milletin sarsılmaz birliğinin temeli, Kur’an kardeşliğine dayanmaktadır.

Türk milletinin medeniyetini ihya eden işte bu ruhtur.

 SONUÇ OLARAK;

Bu gün iktidarın isteğiyle, Kültür Bakanlığı tarafından Risaleyi Nur Külliyatının yasaklanması, aslında demokrasiye vurulan en büyük darbedir,

Hür düşünceye vurulan en büyük darbedir,

Kardeşlik bağlarımızın kopması için vurulan en büyük darbedir,

Doğru değil diyen, çıksın bunun izahını  yapabilirse yapsın.

 

 

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.