Sevgili okurlarım,
Sabah Gazetesi’nin Adana temsilcisi kendini beğenmiş Ersin efendiyi tanımayanınız yoktur sanırım.
Tanırsınız çünkü hemen hemen her yazısında, toplumsal kültür yapımıza yakışmayan küfürleri marifetmiş gibi okuyucusuyla paylaşma gayreti içerisine girdiği için tanırsınız.
Dur durak bilmeden, Adanalı gazetecileri küçümseyerek ilk geldiği günlerde hakaret etme bedbahlığında bulunan ve gazeteci arkadaşlara olur olmaz iftiralar atan,
Ama en önemlisi AK Partili belediye başkanları aleyhinde ve AK Parti’nin atamış olduğu bürokratlar hakkında ağır ithamlarda bulunarak aylarca haber yapan Ersin Ramoğlu’nun çalışmış olduğu Sabah gazetesi,
17 Aralık Büyük Rüşvet, Kara Para Aklama ve Yolsuzluk Operasyonu’nun ardından, yalanlanan haberleri kara propaganda ve algı operasyonu olarak nitelendirilen sözde haber dili ile dikkat çekiyor.
Şimdilerde ‘İktidar medyası’ olarak anılan gazete;
“Ne sabah, Sabah olurdu,
Ne de gazete gazete” derken, bakın hangi özelliklere vurgu yapıyor….
İşte Sabah gazetesinin yıllar önceki o reklam filminin sloganı:
“Sahibinin sesi olmak için,
Güç peşinde olmak için,
Köşeyi dönmek için,
Köşeye sıkıştırmak için,
Hedef göstermek için,
Hedef Şaşırtmak için,
Tehdit etmek için,
Tecrit etmek için,
Baskı kurmak için,
Adam kayırmak için,
Adam harcamak için,
Yolunu bulmak için,
Yoldan çıkarmak için,
Yaranmak için,
Yağlamak için,
Yağmalamak için,
Rant için,
Taht için,
Her devrim adamı olmak için yazıyor olsaydık,
Ne Sabah, Sabah olurdu,
Ne de gazete, gazete!”
Buyurun reklam sloganının içeriğine bakın, bu günkü yayın politikasına bakın, bu çelişkileri bir tahlil edin ve kimin takiye yaptığına sizler karar verin.