Belki Bir Gün!

A.Kadir TUNÇER

03 Ekim 2014 Cuma 10:16

 

Müstesna anlar vardır hayata dair! Onlardan birine erişebilene, anlayabilene, yaşayabilene, yaşatabilene ne mutlu! Evladımıza isim, muhitimize unvan bir güzelliğin buluşma arifesi…

 

Enkaz altında bırakılan vicdanların, bir damla yaşı bile dünyalar ederi olan canımın içi ve takdire şayan anaların, yaşanan/yaşatılan onulmaz acıların açtığı yaralarla kıvranan ümitlilerin yegâne tesellisi!

 

Yüreğin suratını buruşturan hüznün, gülümsemesini arttıran sevincin, birlikte âşık olup yolunu gözledikleri güzellik!

 

Kuytulardaki onurluların onuru, kimsesizlerin dermanı, fırsatlar manzumesi.. Yetimlerin, çocukların kışını, bahara dönüştüren nadidelik! Bayram!

 

Bitmesi, gitmesi, kesintisi olmasın, hep sürsün dediğimiz, muştumuz bir güzellik! Süresiz ve doyumsuz bayramın tadımlık numunesi Bayram!

 

İyilik ve güzellikleri, çirkinlik ve çirkeflikleri, çelişkilerle dolu, kaygan bir zeminde karşılıyor, dahası tam bir duygu ve karakter karmaşası içinde yaşıyoruz!

 

İşi rayından çıkarmayı çok iyi bilen bir algı bataklığının tam orta yerinde, maskeli balolarda oynamayı ve aldatırcasına, aldanırcasına “amel” etmeyi içine sindirmek… Yaşadığımız bunca “imtihan” ve çevremizdeki onca olan ve yürek tüketen manzaraya rağmen;

 

Bayramı paylaşmaktan çok “mangal keyfi” olarak görmek…  Izgara bataklığına gömülmek… Bir Yetimin başını okşamanın, yüreğini gülümsetmenin ne demek olduğundan uzak bir algıyı benimsemek… Bayramı bir “turizm haftası”na dönüştürmek… Bana göre değil!

 

Canı yananlar varken, içinde haddinden fazla cam kırıkları, can kırıkları, içinin en içine, hiç çıkmayacak gibi dağılmış ve batmış hatta gömülmüş, hangi birini çıkarma derdinde olan canımın içi varken içi rahat olabilmek… Bana göre değil!

 

Yerle bir olmuş duygularının enkazı altındaki güzelliğin sessiz çığlıklarını duymamak, umursuz davranmak… Bayram değil! Bana göre değil! Anladığım ve inandığım bu değil! Bayram ve hayata dair bakış açımıza, virüs kaplamış algımıza yeniden bir format çekmemiz gerekiyor!

 

İyilik ve sevgiye susamış avuçlarımı, sessiz nalânlara refakat eden yüreğimin eşliğinde açarak diyorum ki; Tokluğun vahşi açlığından Allah’a sığınıyorum!

 

Zaman; üzerine binene aldırmadan, gidilen istikametin aksine ters oturulsa da, rotasından şaşmadan, gitmesi gereken yere gidiyor ve yolcularını tek veya toplu olarak indiriyor!

Yitik sevdaları aramada verilen bedeller, kaybedilen zaman ve zamanın uçsuz bucaksız tarlasına gömülen temenniler..Belki bir gün” içindir!

İhtirasın amansız çölünde yakıcı ve aldatıcı vahalar ile avunanların yanında, daha sahici bir tercih olan iyiliğin ve sevginin gölgesine duyulan ihtiyaç, “Belki bir gün” içindir! Ertelemeye, ötelemeye ve oyalanmaya mahal bırakmadan!

Dünlerimiz bugünlerimiz için olmadıysa da, bugünlerimiz, yarınlarımız için olmalı!

Unutulmamalıdır ki;

Vaktin günbatımları, en zifiri karanlık anları, şafakların gün doğumuna gebedir!

 

Şimdi iyilik zamanı! Lütfen herkes kendisine bir iyilik yapsın! Kendine yakışanı…

 

Ey sabır! İçin acı dolu olsa da; iyi ki varsın!  Ama sen de; sonsuzluğun son durağına gidilen yere kadarsın!

Yani sabrın da sonu mutlaka vardır! O da Bayram olsun!

 

Yaşantınızın İbrahim, anlayışınızın İsmail,

Geleceğinizin hep Bayram Olması dileklerimle!

 

Sevgi ile Kalın…

akt

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.