Akıl tutulması!

A.Kadir TUNÇER

11 Ekim 2014 Cumartesi 10:05

 

Hüznün ve imtihanımızın demli saatlerini ve günlerini yaşıyoruz.

Allah’a hesap verme korku ve kaygısı içinde olması gerekenlerin çok daha fazla hassas ve dikkatli olmaları gereken bir sürecin tam orta yerinde… Dünyanın sorun ve problemlerinin kümelendiği bir coğrafya ve tam bir insan telefine dönüşen devasa bir arenanın merkezine payitaht kurmuş bir hüzünlü girdap…

Endişe ve üzüntü duymayanın aklından ve izanından şaşmamanın mümkün olmadığı bir akıl tutulması ile karşı karşıyayız! Kişi veya kişilerin başkalarının akıl yörüngesine kapılarak, her şeyi ile yaşayan bir uydu haline gelmesi, kabacası ve kısacası: zıvanadan çıkma hali! Akıldan yoksunluk humması!

Aslında yıllar öncesinde de aynı kaygıları dile getirmiş, benzer senaryoların tekrarını defalarca yaşamış, kaybolan zaman ve insanlarımızın yanında, yerlerde süründürülmeye çalışılan değerlerimizin ne denli hayati birer kurtarıcı olduğunu görmüş ve paylaşmıştık.

Olan yine evimizin içindeki, bitişiğindeki, eşiğindeki, arka bahçesindeki, az ötemizdeki, kimi masum, kimi aldatılmış, kimi çaresiz, güçsüz insanlarımıza oluyor! Dahası; bütün hesaplar, geleceğimiz üzerine kurgulanmış! Doğrusu, bazılarının gelecek hesapları için sahnelenen ve bizleri, gelecek nesillerimizi acı sonuçlara mahkûm bırakmak için kurgulanan çirkef kokulu senaryolar zinciri…

Toplumsal duyarlılık ve sözde demokratik hakların ‘kullanım hakları’ bu yapılanlara sığmaz ve asla bahane olamaz! İnsan hakkını, hukukunu, onurunu, şeref ve emeğini gasp, talan ve vandallık yaparak elde etme çabaları asla iyi niyet ve hakkaniyet ile bağdaşamaz! Ardına sığınılan bahanelerin hiç biri, silah ve kalemşörlerin, kanlı kalem ve söylemlerinin mitralyöz darbeleri ile yapılanlar ne kadar makyajlanmaya çalışılırsa çalışılsın, akıl ve vicdan muhakemesi henüz zıvanadan çıkmamış hiç kimseleri tatmin etmez ve aldatamaz!

Kimin neyi, hangi amaçla yaptığı/yaptırdığı, kimlerin ekmeğine yağ sürüp salyalarının aktığı, kimlerin hangi kirli emellerin sahibi olup olmadığı, bu kirli senaryoların en çok kimlerin işine yarayıp yaramadığı artık halkın en basit analiz ve gözlemleri ile isabetli çözümlemeler yapabildiği bir durumdayız! Yine de oluşturulan ve yaşanan/yaşatılmak istenen girdap acı veriyor.

İçimize şırınga edilen zehiri suçlu bulmak da bir bakış açısı ama bunu bize enjekte eden ellerin suçunu görmezden gelmek, fotoğrafın arka planını iyi analiz etmemek doğru olur mu?

Hiçbir cemaat, sosyal oluşum, hatta siyasi parti gözetmeksizin, potansiyeli olan bütün platformlar Kaosun içine çekilmek istenmekte! Her kaos planının arkasına sığındığı mazeret, sosyal mağduriyet kamuflajıdır! Bu sosyolojik realiteyi ezberlemeyenimiz kaldı mı?

Her bir ferdimiz; bir doktor anlayışı ile hastalıklı sorunumuzu Teşhis, Tahlil ve Tedavi mantığını güderek; Neden, Niçin, Nasıl ve Kim/ler sorularının cevabı üzerinde düşünmelidir!

Unutulmamalıdır ki;

Sorumsuzluk, asla sorumluluk olamaz! Hele hele “öteler ötesi” hesabı olan kimseler için!

 

Bu da çetin bir imtihanımız! Hem yönetenlerimiz hem de yönetilenlerimiz açısından!

Sabır, akl-ı selim, teenni, oyuna gelmemek, haksızlık karşısında sessiz kalmak değildir! Bugün;Kardeşlik Bilinci’ne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var!

Canım acıyor, bedenimin sol yanı, beynimin sağ tarafı nalanlar içinde!

Ah Kardeşlik! Ne hallerdesin?

Sevgi ile Kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.