Türkiye’de siyaset kurumunun atmış olduğu adımlar, ne yazık ki ekonomik ve sosyal hayatta, ne yazık ki sıkıntıların çığ gibi büyümesine sebep olmaya devam ediyor.
Devlet olma geleneğinde, iş başına gelen iktidarlar kinle ve intikam hırsıyla hareket edemezler,
Hükümet olmak;
Sadece size gönül verenleri kucaklamak değil, size oy vermeyenlerinde hükümeti olduğunuzu göstermektir.
Bu gün sizlere Cumhurbaşkanının isteği üzerine el konulması istenen Bank Asya hisseleriyle ilgili bir gerçeği anlatmak istiyorum.
Sermaye Piyasası Kurulu, ‘SPK’ nın uyarısına rağmen Bank Asya hisseleri işleme açılmamış, hisseleri işleme açmayan yönetim, 18 Bin yatırımcının zararından sorumlu olmuş ve yarımcıların Borsa İstanbul yönetimi aleyhinde dava açabilecek hakkı elde etmişlerdir.
Sorun nasıl yaşanmıştı bir bakalım,
Borsa İstanbul, Bank Asya hakkında aldığı hukuka aykırı bir şekilde, banka hisselerini işleme kapatması ile yatırımcılara, ‘NE OLUYOR’ dedirten, 14.08,2014 te bir karar alarak, hisselerin kapalılık halinin devamı yönünde bir karar alma girişiminde bulunurken,
Sermaye Piyasası Kurulu bir uyarı yaparak, hukuka uygun hareket etmesi konusunda Borsa İstanbul’a uyarı yapıyor.
Ancak Cumhurbaşkanının, Bank Asya’ya el konulması yönünde ki ısrarlı talebi hukukun önüne geçerek, Borsa İstanbul’un işgüzar yönetimi yalakalık yapma uğruna, 18 bin yatırımcısı bulunan Bank Asya hisse senedinde işlem yapma olanağını ortadan kaldırarak, bankanın tahtasını kapatıyor.
Borsa İstanbul Genel Müdürü İbrahim Turhan öyle bir skandala imza attı ki, Bank Asya ile ilgili almış olduğu karar, tam anlamıyla hukuku tanımadığını ve hukukun ayaklar altına alındığını göstermeye yeter.
Genel Müdür İbrahim Turhan 15.09.2014’te Sermaye Piyasası Kurulu’na bir yazı yazarak, Bank Asya hisse senetlerinin işlem sırasının kapalılık halinin devam etmesi ve bu süreçte Borsa bünyesinde veya Borsa dışında alım satım işlemine konu olmaması için, Borsa İstanbul yönetimince alınacak kararların ilgili hukuk kurallarından ‘İSTİSNA’ tutulmasını istemiş.
İşte bu tam anlamıyla bir hukuk tanımazlıktır,
Hukuku hiçe saymaktır,
Hukuku ayaklar altına almaktır.
Demek ki Bank Asya’nın değirmeni dökme su ile dönmüyor, meşru zeminde ve hukuk kuralları içerisinde yürüyordu.
Oysa Sayın Cumhurbaşkanı battı batıyor demesinin ardından, Bank Asya 200 Milyon sermaye artırımına giderek, bankacılık mevzuatı alanında en iyi bankalardan biri olduğunu bizler değil, ilgili bakanlığın müfettişleri raporlarla açıklıyordu.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Bank Asya’ya ve devlete güvenerek borsadan bankanın hisselerini alan 18 bin yatırımcı, ne yazık ki ekonomik olarak mağdur oldu.
İşte bu yatırımcıların, mağduriyetlerini tek kuruşuna kadar gidermek için, Borsa İstanbul aleyhine dava açma hakları doğmuş oldu.
SONUÇ OLARAK;
Yazımın başında ifade ettiğim gibi, devlet yönetimi kin ve nefretle olmaz,
Devlet yönetimi;
Sabırla, Adaletle ve en önemlisi ayrım yapmadan hukuku tezahür etmekle olur.