Kim demiş Atatürk ölmez diye; Atatürk ölür…
Ölmeyen Atatürkçülüktür, Atatürk ilkeleridir.
*
1812 yılının Haziran ayında Napolyon Bonaparte Rusya’ya bir sefer düzenler.
Napolyon, askeri dehasının zirvesindedir.
Yaklaşık – sonradan katılanlarla birlikte – 500.000 askerle Fransa’dan yola çıkıp, Rusya’yı yerle bir etmek amacıyla yürümeye başlar.
Yahova’nın Mısırlılar üzerine saldığı çekirge sürüsü gibi, Fransız Orduları Avrupa’yı silip süpürüyordu.
Bu ordu ciddi bir direniş ile karşılaşmadan neredeyse Rusya sınırına gelmişti.
Bu arada fark ettirmeden kışın soğuğu da gelmeye başlamıştı.
Fransız ordularının Rusya sınırına gelmesi ve Moskova üzerine yürümeye başlaması Rus halkının gururunu kırmıştı. Çar, Mihail Kutuzov’u Moskova’yı savunmak üzere görevlendirdi. Moskova’nın düşmesi, Rusya’nın düşmesiydi.
Kasım’ın ortalarında Napolyon, Moskova’ya girdi. Ama ilginç buraya gelinceye kadar hiçbir direnişler karşılaşmamıştı. İşgal ettiği ve el koyduğu Moskova’da, dilenciler, bir yere gidemeyen zavallı bir kaç köylü ile sokak köpeklerinden başka kimse yoktu.
Zafer kazanmıştı ama zaferini ilan edeceği bir düşman yoktu.
Onu karşılayan, teslim olduğunu bildiren, şehrin anahtarını teslim edecek yetkilerden eser yoktu.
Moskova kenti bomboştu ve teslim alınacak bir irade yoktu.
Napolyon, boşuna Moskova’nın ıssız sokaklarında teslim olacak bir düşman aradı…
Bulamayacaktı.
Rus Komutan Kuzutov ileride Mahatma Gandhi’ye örnek olacak pasif bir direnişle Napolyon ve ordularını kendi zaferi içinde tutsak etmişti.
Zorlu kiş şartları içinde Moskova’da tutunamayacağını anlayan Napolyon geri çekilmek zorunda kaldı ve geride 400.000 ölü 100.000 tutsak asker bırakarak Fransa’ya döndü.
*
Zaferler, yakma, yıkma, öldürme ele geçirme ve esir almayla olmaz; Ancak ve ancak iradelerin teslimi ile elde edilir.
Şehirleri alabilirsiniz, yasaları değiştirebilirsiniz, borunuzu öttürebilirsiniz, polis ve askerleri geçici olarak emriniz altına alabilirsiniz, bir gecede 6.000 zeytin ağacını kesip ardından pardon diyebilirsiniz, hepsi olabilir…
Halkın iradesinde taht kurmamış iseniz, kazandığınız hiçbir zafer yoktur. Nitekim sizi iktidara taşıyan bu halkın iradesiydi ama aldatıldığını anlaması uzun sürmedi.
Sakın On Kasım’ı anmayın. Anma törenlerinde halkı yanınızda görmeyeceksiniz.
Halk kendi matemini sizin yardımınız olmadan tutar.
Halk kendi anmasını kendi yüreğinde yapacaktır.
“…Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak…”
İşte o ocak annelerin yüreğidir. Annelerin yüreğinde ölmeyen hiçbir şey ölmüş sayılmaz…
O yürek hiçbir gücün teslim alamadığı “insanlığın en yüce iradesidir”.
Atatürk ölür, o yürek ölmez…