AYAKKABILAR VE ANLATTIKLARI…

Sedat MEMİLİ

27 Kasım 2014 Perşembe 08:00

 

Her nesnenin dili olduğuna inanırım.

Ayakkabı, taş, tahta, odun veya ağaç…

Hiç fark etmez.

Doğayı oluşturan ve bizim “ayrıntı” saydığımız her nesne konuşur.

“Yeryüzünde annemiz ve babamız olmayan hiçbir nesne yoktur” der Budha.

Biz onları anlamadığımız, dinlemediğimiz ve en önemlisi de “anlamak istemediğimiz” için umursamayız.

Bu da insanın bencil yönüyle açıklanabilir.

Ayakkabılar…

Örneğin ayakkabıların dili olsaydı ne anlatırdı?

Her çocuğun hayalini süsleyen ve sihriyle onu çeken bir ayakkabı vardır.

Bir trafik kazasından sonra devrilmiş bir motosikletin on beş yirmi metre ötesinde bir çocuk ayakkabısının tekini görünce ne anlarsınız?

İşte o anladığınız şey, o tek çocuk ayakkabısının anlattığı şeydir.

Bir hastaneden poşet içinde çıkarılan bir ayakkabının size bir şey anlatması için konuşması mı gerek?

Çok tanık oldum; sevdiğimiz bir canı hastaneye yatırıyoruz. Özenle giymiş olduğu ayakkabı daha sonra hasta “sandıkla” ayakkabı “poşetle” çıkıyor.

Bir vefatı bu olaylardan daha hazin anlatan sahneler vardır; ancak, ben karşılaşmadım.

“Recep Amca”nın – günlük dilimize böyle geçti – giydiği ayakkabı da sefaletin en hazin anlatımıdır.

Bazı ayakkabılar vardır, cezaevlerini bir o yana bir bu yana dolanır durur…

O ayakkabıların, çimenlerde ve ya serilmiş renkli halılarda gezen ayakkabılardan haberi yoktur.

Ayakkabıların yazgısı insanların yazgısı gibidir.

Adana Küçüksaat merkezine bir kamera koyalım. Kamerayı sadece ve sadece ayakkabıları görüntüleyecek şekilde ayarlayalım.(*)

Ayakkabıların görüntüsünden giyenlerin durumunu saptayabilir miyiz?

Bana göre evet.

Topuğuna basılmış beyaz ayakkabı… Göz alıcı parlaklıkta topuklu kırmızı ayakkabı… Boncukları ve fiyonkları olan mavi ayakkabı… Sadece siyah bağcıksız… Veya tek giyilmiş ayakkabı…

Çeşit çeşit Ayakkabı… Ayakkabı… Ayakkabı…

Çeşit çeşit insan…

Çıplak ayaklar da ayakkabı varmışçasına sahipleri hakkında bilgi verir.

Kimi ayakkabılar varoşların müdavimleridir…

Yaşamı boyu otel lobileri görmeyen ayakkabılar olduğu gibi yine yaşamı boyu varoşlardan haberi olmayan ayakkabılar vardır.

Nesneler, öyle konuşurlar ki, onları dinleyin…

Onları dinlediğiniz zaman kendinizi bambaşka ve kirlenmemiş bir dünyada bulursunuz.

Veya bir psikiyatr kliniğinin soğuk ve tek ranzalı odasında…

Ama, bu dünyayı anlamak istemeyen, anlamaktan korkan ve içindeki huzursuzluğu örtmek için insanlığından bile çıkanları gördükçe o tek ranzalı soğuk odaları özlememek mümkün değil.

Sanıyorum esas konuşulacak insanlar orada.

 

(*) Bu konuda hazırlanmış bir kısa metraj film senaryom vardır.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.