Tam da şair’in; “Derdim çoktur hangisine yanayım” dediği gibi

Osman PALAMUT

09 Aralık 2014 Salı 08:00

 

Güneydoğuda ki kamu düzeni meydanda,

Gizlisi saklısı yok,

Gözlerimizle görüyor, kulaklarımızla duyuyor sokakları ele geçiren uzun namlulu silahlı teröristleri milletçe temaşa ediyoruz.

Başbakanımız haklı olarak;

“Kamu düzenini bozmak isteyenlere izin vermem” demişti, b

Bizler de alkışlamıştık.

Ama gelin görün ki;

Elinde uzun namlulu silahlarla yolları kesen eşkıya, artık polisin ve askerin görevini üstlenerek yollarda ve şehir merkezlerinde kimlik kontrolleri yapıyor, vergiler topluyor, hatta ve hatta vali atamaları yapıyor, bırakın yaya, polislerimiz özellikle Şırnak, Cizre ve Silopi’de zırhlı araçlarıyla bile devriye gezemez duruma geldi,

İşin acı tarafı ise, bu soytarılıklar karşısında ne İçişleri Bakanından ve ne de diğerlerinden bir itiraz gelmiyor,

Milletin ise içi yanıyor,

Böyle bir manzara zuhur ederde, milletin içi yanmaz mı?

Yanmaz diyen çıksın ortaya.

Son 11 Yılda dünyada gıda fiyatları yüzde 90 artarken,

Türkiye’de ise, son 11 yılda gıda fiyatlarına yüzde 172 zam geldi.

Gıda fiyatları böylesine artarken, gelirler ise adeta olduğu yere çakıldı kaldı.

Kömür ocaklarında meydana gelen kazalarda bir lokma ekmek uğruna yüzlerce insan bir anda hayatını kaybediyor,

Meclis komisyonu ise uzun uzadıya yaptığı incelemeler sonunda, daha dün yayınladığı raporda meydana gelen kazayla ilgili şirket sorumlularının suçu olmadığına karar veriyor.

Vay anam vay,

Peki, suçlu kim?

Şu çelişkiye bakın,

Kömür ocaklarında çağdışı yöntemlerle insanlar çalışmaya mecbur bırakılırken,

Koza Madencilik işletmelerine ait ocaklarda gelişmiş olan batılı ülkelerde dahi olmayan iş güvenliği alınmasına rağmen, ocakların işletilmesine izin verilmiyor.

Neden?

Dünya’da petrol fiyatları neredeyse yüzde 50’ye varan oranda düşerken,

Ve o ülkelerin vatandaşı bu düşüşten nasiplenirken,

Türkiye’de ise göstermelik yüzde 2-3 oranındaki indirimler doğal olarak milleti memnun etmedi.

Duyduk ki Abdullah Öcalan’la yapılan ikili görüşmeler ışığında çift taraflı, yani masanın bir ucunda PKK, diğer ucunda Türkiye Cumhuriyeti karşılıklı silahsızlanma için anlaşma yapacak ve karşılıklı imza altına alınarak hukuki süreç başlatılacakmış,
Dolayısıyla yapılacak bu anlaşmayla, hükümet PKK’yı terör listesinden çıkarmış olmaz mı diyor vatandaş.

Ya Papa’ya ne demeli?

Papa geldi hoş geldin diyeceğim ama hiçte hoş gelip gitmedi,

Krallar gibi ağırlanan ve uğurlanan Papa efendi ne dedi giderayak?

“Ermenistan kapılarını açın” dedi,

İyi güzelde Papa efendi Hocalıda öldürülen masum 613 sivil  Azeri vatandaşı hiç aklına getirmiyor, ama bizde bu talep karşısında sessiz kalıyoruz.

Bir milletin bekasının olmazsa olmaz şartının adaletli ve ilmi siyaset olduğunu öğrendik İbni Haldun’dan.

Ama bu gün siyaset kurumlarının, insanların siyasi düşünceleri için ayrılıkların ve gayrılıkların belirleyicisi olduğunu görüyoruz.

Dinimizi, diyanetimizi Kur’an kurslarında öğrendik, ama bu gün o kursları açan eli öpülesi mübarek zatların, vatan hainliğiyle itham edilir hale geldiğini görüyoruz.

SONUÇ OLARAK,

Vatandaş nasıl yanmasın bu dertlerine?

Tamda şairin;

“Derdim çoktur hangisine yanayım” dediği gibi,

Millet olarak hangi derdimize yanacağımızı bilemez hale geldik vesselam.

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.