BU ŞEHİRDE ADAM HARCAMAK!

Mahmut KORKMAZ

10 Aralık 2014 Çarşamba 08:00

                                            

Bu şehrin havasında suyunda bir şey var.

Omuzlarda olmakla ayaklar altında olmak arasındaki mesafe çok kısa.

Gelen ağam, giden paşam mantığı nasıl bir kök salmış anlatabilmek mümkün değil.

Öne çıkan herkesin kafasına balyozu indirdiğin zaman, öne çıkma cesareti gösterecek adam kalmaz.

Bu şehrin iki takımı var. İki takımın taraftarları var. İki takıma gizli hamilik yapan veya patronluk taslayan adamlar var. Yada tostçuları.

Takım sayısı iki olunca bu ikilikten istifade etmek isteyen ikircilikciler var.

Kocaman şehrin süper ligde niye bir takımı yok diye hayıflanıyoruz.

Sorumluluk üstlenen herkesi sorumluluk üstlendiği için anasından doğduğuna pişman ettiğimiz zaman başarı gelmiyor işte.

Adanaspor başkanı Sayın Bayram Akgül Boluspor yenilgisinden sonra bir basın toplantısı düzenledi.

“Ben ve ailemin bundan sonra Adanaspor’la işi bitmiştir. Ağalar, beyler gelsin alsınlar. Ben buraya aileme küfür ettirmek için gelmedim”  anlamına yakın ifadeler kullandı.

Daha ağır konuşmaları da vardı. İnanın buraya yazmaya elim varmıyor.

Takım Uzanlar’ın eli ile perişan edilmişken üçüncü lige düşmüşken Bayram Bey el attı.

Buralara kadar getirdi.

Şehir takımı mantığı ile kolektif yönetim mi iyi, şahıs takımı olmak mı iyi ayrı bir tartışma konusu.

Adanaspor zaten Anonim şirket statüsünde idi. Devir alınması için onlarca insana teklif gitti. Kimse kabul etmedi.

İş adamları para kazanma açısından rantabıl olmadığı için uzak durdular.

Sonuç olarak kapısına kilit vurulması gereken takım dirildi. Bir noktaya geldi.

Bu sezon ise bekleneni veremiyor.

Futbolun içinde olabilen sıkıntıları yaşıyor. Düşmekte var, kalkmakta. Yenmekte var, yenilmekte.

Alınan mağlubiyetleri önlemenin yolu küfür değil.

Küfür etmekle zafer gelseydi Kemal Beyin partisi tüm seçimleri kazanırdı.  En somut örneği.

Sevmek ve sövmek arası üç beş maç kadar kısa olmamalı.

Kitle psikolojisini ve tepkiselliğini anlamak mümkün.

 Ezik insanların toplumsal höykürme ile intikamcı ustura haline dönüşmelerini de anlamak mümkün.

Bu yönlendirme bir yerlerden, birileri eliyle yapılıyorsa o zaman dur demek lazım.

Bunun adı adam harcamaktır.

Bunun adı ihanettir.

Bunun adı zalimliktir.

Yazıktır, günahtır.

Kimse namusunu şerefini sokakta bulmadı. Sokakta kaybetmek istemez.

Kim kimden yana, kim kime karşı umurumda bile değil. Sansarların hangi dallardan hangi dallara atlayarak ‘adam ezme’ dedikodusu üreteceğinin gözlemcisi de değilim.

Bu sadece spor kulüplerinde olan bir durum da değil. Siyasetten bürokrasiye kadar her alan bunun örnekleri ile dolu.

İnsanlar bir yere kadar dayanır.

Bıçağın kemiğe dayandığı noktada “al atını ver tımarımı” der ve çeker gider. “Başıma sıkar giderim” der çeker gider. Kimse mecbur ve mahkum değil.

Gidenler için bir kayıp da yoktur.

Aslında bir ferahlama vardır.

Kayıp bu şehir içindir.

Kayıp öne çıkmak isteyenlerin öne çıkma arzusunun kırılmasıdır.

Bayram Beyin basın toplantısında boğazına düğümlenen hıçkırık aslında bizim boğazımıza düğümlenen hıçkırık olmalı.

Bu şehrin sokaklarında el birliği ile adam harcayanların vicdanlarına düğümlenmeli bu hıçkırıklar.

Sahip olduğumuz değerlere sahip çıktığımız zaman, koruduğumuz zaman ileriye gideriz. 

Aksi halde yüz üstü sürünmeye devam ederiz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.