Dua - Beddua

Talat Özyürek

24 Aralık 2014 Çarşamba 08:00

                                    

Kasabanın birinde, caminin karşısına bir vatandaş meyhane inşa etmiş. İmam da camii cemaati de duruma itiraz etmişler lakin hukuken elden bir şey gelmeyince beddua edip dururlar. Neyse inşaat ilerler ve açılışa birkaç gün kala, yıldırım düşer ve meyhane yerle yeksan olur. Meyhane sahibi, camii imamını ve cemaatini savcılığa şikâyet eder ve ‘Bunlar bana beddua ettiler, yıldırım bu yüzden düştü’ der. İmam ve cemaati ise, hiç bedduadan ötürü yıldırım düşer mi? Diye itiraz da bulunur. Her iki tarafı da dinleyen savcı elini başının arasına alır ve kara kara düşünmeye başlar. Ortada tuhaf bir durum var: Taraflardan biri, duanın ya da bedduanın gücüne inanan bir meyhane sahibi; diğeri ise, duanın gücüne inanmayan imam ve cemaati…

***

Maalesef çıkarlar, menfaat, uğruna gerçeklerin eğilip bükülüp unufak edildiği bir dünyada yaşıyoruz yaşamak zorunda kalıyoruz…

***

Vaktin birinde yara almış bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman’da dervişi hemen huzura çağırtır. Ve dervişe sorar;

Bu kuş senden şikâyet eder neden kanadını kırdın? Der:

Derviş;

 ‘Sultanım, ben bu kuşu avlamak için yanına kadar gitmeme rağmen, kaçmadı… Bende kaçmayacağını düşünerek üzerine atladım. Tam bu sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.’ Der.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa dönerek;

‘Bak derviş haklı. Sana sinsice yaklaşmamış, kaçabilirdin. Şimdide gelmiş kolum kanadım kırıldı diye şikayetleniyorsun’…

Kuş:

Efendim, ben onu avcı gibi görmedim. Derviş kıyafetiyle gördüğüm için kaçmadım, Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez diye düşündüm ve kaçmadım. Der…

Hz. Süleyman kuşu haklı bulup, kısasın derhal yerine getirilmesini,  dervişin kolunun kırılmasını emreder…

Kuş: Efendim dervişin kolunu kırarsanız,  iyileşince yine aynısı yapar… En iyisi mi, siz üzerindeki derviş hırkasını çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın…

Mevcut yaşananlar ışığında da son dönemde yaşadıklarımız, sanırım bu hikâye’ye benziyor…

Evet derviş görünümlülerin sırtında ki hırka çıkarılmalı ve aslında bir avcı olduğu deşifre edilmelidir… Dalında taşıdığı hırka ve cüppe çıkarılamazsa herkes onu hala derviş yahut hoca olarak bilmeye devam edecek dolayısıyla aldanacaklardır!

                                                                                  Sevgi Saygı Ve Dua ile        

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.