Dil bir milleti bir arada tutan en önemli unsurlardan biridir. Dilin gelişmesi o toplumun insanlığa yeni teknolojiler sunmasıyla ilintilidir. Teknolojik gelişimi başka milletler sağlıyor ve icat ettiklerine doğal olarak kendi dilinde isimler veriyorsa önünüzde iki seçenek vardır; ya onların verdiği ismi benimsersin (ki genelde böyle oluyor) ya da kendi dilinde isim verirsin. (İkinci seçenek toplum tarafından çok da kabul görmüyor).
Bir millet bir icat yapmış ve örneğin adına “televizyon” demişse hemen hemen tüm dünya o icadı o isimle kabul ediyor ve kullanıyor.
Bu Türkçe’nin yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. İcadı sen yapamazsan ismi de sen veremezsin. Toplumun gelişmişlik düzeyiyle ilgili bir durumdur.
Nadiren tam tersi durumlar da söz konusu. Örneğin bilişim sektöründe belki yerlerde sürünüyoruz ama Türkçe isimler bu konuda toplumda kabul görmüş durumda; bilgisayar, veritabanı, bellek, yazıcı vb gibi...
“Türkçe ile felsefe yapılmaz” sözü “Türkçe ile icat yapılmaz” ile aynı anlayış...
Filozofunuz olmazsa felsefe yapamazsınız, bilim adamınız olmazsa da bilim ve teknoloji üretemezsiniz. Bunun dil ile tam bir ilişkisi yoktur. Bu tamamen felsefeye ve bilimsel gelişmeye bakış açınızla ilgilidir.
Türkçe’nin “aşağılanması” süreci Osmanlıca tartışmaları ile başladı. Harf Devrimi’ni eleştiriyorlar.
“Bir gece yattılar sabah kalktılar kimse okur yazar değil?”
Soruyorum;
Harf Devrimi’nin olduğu gece okur yazar oranımız kaçtı?
Sanki memleketin yüzde 100’ü okur yazardı da sabah kalkınca cahilleştiler! Harf Devrimi’nin amacı zaten milleti okur yazar yapmaktı. Harf Devrimi ile milletin dili değişmedi ki, sadece yönetici sınıfın dili halka yaklaştırıldı. Osmanlıca’yı Anadolu’da kim kullanıyordu. Saray ve çevresinin kullandığı bir dildi Osmanlıca...
Ama tabi ki Osmanlıca öğrenilmeli, öğretilmeli...
Osmanlı arşivleri ve benzeri bilimsel çalışmalar için mutlak zorunluluk. Ama popülist bir tavırla Osmanlıca’yı kutsayıp, Türkçe’yi küçümsemenin hiçbir faydası ve mantığı yoktur.
Türkçe önemli özellikleri olan bir dildir. Cümleler Batı dillerinin aksine sıralı kelimelerden oluşur ve her sesin karşılığı bir harftir. Yine Batı dillerinde olduğu gibi bir ses çıkarmak için 3-5 tane harfe ihtiyaç yoktur.
Türkçe’nin güzelliklerini dil bilimciler daha ayrıntılı anlatırlar.
Ama bizim halk olarak kendi dilimize sahip çıkmamız gerektiği günlerdeyiz.
Acı ama gerçek!
Sanki sömürge ülkesiyiz gibi kendi dilimize sahip çıkmak zorunda olduğumuz günler...