2014’ün en önemli olayı: Hala yaşıyorum
‘2015’ten beklentim: Yaşamaya devam etmek…
Gerisi; kendi bilir…
“Olanlar oldu artık, Sen ne dersen de; Benim kadar suçlusun, suçlusun bunda sende
Tek ben mi sebep oldum bu hale gelmemiz; Benim kadar suçlusun, suçlusun bunda sende…”
Yusuf Nalkesen, bu eseri hangi amaçla bestelemiş olura olsun, benim anladığım; “Olanlar oldu artık, sadece ben değil, sen de suçlusun…”
2014’te ne oldu… Artık boy boy görürüz.
Neler olduğunun listesini yapmak ne kadar hafızasız olduğumuzun bir belgeselidir.
Belgeselin en acıklı yönü de bu hafızasızlığımızı kanıksamış olmamız.
Oysa bana sorsalar neler oldu diye; sadece 2014 için değil, son 12 yıl için yapacağım tek tespit: “Fareli Köyün Kavalcısı”dır”
Kavalcı bir kaval çalıyor, ardından bütün fareler koşuyor.
Bu kadar.
Kavalcı isterse fareleri boğacak akarsuya sürüklüyor, isterse yiyecek depolarına…
Artık kavalcının insafına kalmış.
Benim derdim kavalcı değil, bunca farenin nasıl türemiş olduğudur.
Aslında bu farelerin nasıl türediğini “Bertrant Russel”, “Aylaklığa Övgü” (*) adlı kitabında açıklıyor ama şimdi onu buraya yazsam az kişi okur.
Bu 2014’te olanlarla ilgili…
Esas ben ilgilendiren “2014”te olmayanlar.
Olanlar olmuş zaten; hepimizin ortak suçu ve elbirliği ile…
Örneğin halen demokrasi adına söylenen yalanlardan vazgeçilmedi…
Kişi hale müşteri konumundan kurtulup insanlaşma yönünde iri adımlar atılamadı…
Borçlanma ile inşa edilen onursuzluğun önüne geçilemedi…
Yönünü Kâbe’ye dönerek secde edenlerin yüreğindeki “dolar kıblesi” değişmedi…
Hilalin gölgesinde nutuk atanların “Haç”ca hizmetinde bir gerileme olmadı.
Ben toprak üzerinde yaşam kavgası verirken, toprak altındaki enginliklerim, doğal kaynaklarım, kimlere pazarlandığı konusunda bilgilerimde bir artış olmadı. Bu konuda ben gibi kamuoyunun da bilgisiz bırakılmasına devam ediliyor.
Tüketen insan olarak programlandık; üreten insan olmak için henüz bir şey yapılmadı.
Kalabalıklaştıkça yalnız kalışımıza bir çare aranmıyor; çünkü sorunların farkına bile varılmıyor.
Halkımızım büyük bir bölümü, özgür olacağı kadar mutlu olacağına “tutsak olduğu kadar mutlu” konuma geldi. Bu konuda muhalefet yetersiz kalmaya devam ediyor.
İtiraf ediyorum,
Kavalcı ve farelerle ve bu köy halkıyla şimdilik bir şey olmaz; hiç kimse beklentisini 2015’e yüklemesin.
Yıl dediğin, insanın keşfettiği zavallı bir sayıdır.
Hani diyor ya “Türkçe ile felsefe yapılmaz”, garibim, felsefenin hala kelimelerle yapıldığını zannediyor. Felsefenin zekâyla yapıldığını anlatmak mümkün değil.
Felsefenin kelimelerle yapılmadığı gibi bu köy halkıyla da şimdilik bir şey yapılmaz.
“Benim kadar suçlusun, suçlusun bunda sende…”
“İyi Yıllar” deyivereyim bari ayıp olmasın.
(*) Bertrant Russell. Aylaklığa Övgü. Altın Kitaplar Yayınevi. 1969- İstanbul