Zamanın birinde, iki kız kardeş yaşarmış. O kadar akıllı kızlarmış ki, okuldaki bilgiler kızlara yetmez olmuş.
Durumun farkında olan anneleri, kızlarını dağda yaşayan bilge bir adama götürmeye karar vermiş.
Kızlar soru soruyor, bilge adam kızların hiçbir sorusunu karşılıksız bırakmıyormuş…
Kızlar, öyle bir soru soralım ki bilge adam bilemesin diye düşünüp taşınmışlar.
Ve bilge adama oyun oynama kararı almışlar. Avucumuzun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? Ölü derse kelebeği serbest bırakalım; canlı derse avucumuzu hafifçe sıkıp, kelebeği ezelim. Böylece doğru cevabı bilememiş olacak.
Dediklerini yapmışlar, kapalı avuçlarını bilgeye uzatarak, sormuşlar. Avucumuzun içindeki kelebek canlı mı, ölü mü?
Bilge adam, cevap vermeden önce uzun süre kızların gözüne bakmış ve sonunda, bu, sizin elinizde sevgili kızlar sizin ellerinizde… Karşılığını vermiş.
Evet, mutluluğumuz avuçlarımızın içinde. Onu yaşatmak da yok etmek de bizim ellerimizde…
***
Dost dediğin… Matematiksel olmalı.
Sevinci çarpmalı…
Üzüntüyü bölmeli…
Geçmişi çıkarmalı…
Yarını toplamalı…
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı…
Ve her daim bütün parçalardan daha büyük olmalı…
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda dahi seni sevmeli. Dayanılacak biri olmadığın zamanlarda dahi sana dayanmalı…
Ağladığında da seninle ağlamalı…
Yani yüreği kocaman olmalı…
Sevgi Saygı Ve Dua İle…
.