Sakın, Belediye Başkanlarını muvazaalı iş yapmak için oraya gelmiş insanlar olarak gördüğüm kanaatine varmayın. Lakin netice itibariyle, insanların gerek hak gerekse hukukuna hükmeden bir makama gelmeniz hasebiyle, şeytani ve nefsanî duygular hepimizle oynar, yanılabiliriz. Fakat inancım tamdır ki birçoğunuz bulunduğunuz makamın hakkını adilce vereceksiniz. Temennim odur ki yazdıklarım her hangi ideoloji barındırmadan bir kardeşiniz bir vatandaşın naçizane uyarıları babında algılansın…
Hakka yakın olmak istiyorsanız, halka yakın olun.
Makamınızı asla dine karşı kullandırtmayın. Din istismarcılarına, müsaade etmeyin.
Hazine ağzına kadar ganimetle dolu olmasına rağmen, Halife Ömer’in cübbesinde yamalar doluydu. Devlet işleriyle uğraşırken ayrı bir mum, özel işleriyle meşgulken kendi mumunu kullanırdı. Tamam, hiçbirinizden bu denli hassasiyet bekleyemeyiz, hiçbirimizde Hz. Ömer olamayız fakat en azından onun izinden gidebiliriz.
Yine Hat tabın oğlu hani diyor ya; Kenar-ı Dicle de bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilahi Ömer’den sorar onu… Şu müşahhas hassasiyete bak.
İnsanlar ellerini semaya açtıklarında Âlemlerin Rabbiyle irtibata geçiyorken, sizler kapınızı kimselere kapatmayınız.
Özeleştiri konusunda kendinize acımayın. Devlet sizi denetlemeden siz kendinizi denetleyin.
Acı da olsa gerek lehinize gerekse aleyhinize konuşanları dinleyin. Etrafınızda ki dalkavuklardan sıyrılıp, size acı da olsa, hakkı söyleyebilecek sırdaşlar, danışmanlar edinin. Tıpkı Fatih’in Akşemseddini, Kanuni’nin Ebussuud’u gibi.
Düşük ruhlu insanları kontrolde tutun. Çünkü düşük karakterli insanlara iyilik yaptığınızda yahut herhangi bir makam verdiğinizde bilin ki kötülüğünden sakınmak için çareler arayacaksınızdır.
Hayber’in fethi sonrası Hz. Peygambere sahabelerden birinin şehit edildiği söylendiğinde fahri kâinat şehit olmadığını sebebinin ise kamu malından çaldığı bir giysidir. Diyor.
Sevgi Saygı Ve Dua İle…