Yaklaşık 13 yıldır iktidarda olan bir partinin, yılların getirdiği tüm deformasyonlara rağmen, hala toplumumuzun yaklaşık yarısının desteğini hala arkasında bulması başarılması çok zor bir iş olsa gerek…
Geçmişe iyi baktığımızda kahir ekseriyetinin, tam zıt yönde bir ideolojiye sahip olduğu Ülkemizde, 3 dönem üst üste iktidarda kalmak öyle azımsanmayacak bir durum olsa gerek…
Hele de şu intibıı oluşturmak, oy vermeyenin dahi aklının bir köşesinde ‘nasıl olsa iktidar olacaklar’ düşüncesini konsolide etmek ve bu durumu tanımlamak sanırım zor olsa gerek…
Sn. Cumhurbaşkanı ve kadim genel başkan 2002’de çıraklık, 2007’de kalfalık, 201’de ustalık döneminin başlayacağını beyan etmişti. Çıraklıkta, kalfalıkta, ustalıkta halkın teveccühüyle liyakatlandırmasıyla tamamlandı ve devam ediyor, çok şükür…
Kadirşinas, feraset sahibi halkımız neden teveccüh gösterdi peki; birçok sayılabilecek parametreler var elbette… Lakin, ana anekdot, kanımca statüko… Yoksa sağlıktan, eğitime, altyapıdan, ekonomiye vb kadar yapılan özel ve güzel hizmetleri bu başarıya neden olabilen etkenler arasında sayabiliriz…
Lakin tüm bunlardan bağımsız Türkiye gibi bir ülkede, bir duyguya tekabül etmez, tercüman olmazsanız, yapbozun bir parçası hep eksik kalır…
Muhalefet partilerinin, yalnızca belli bir kesimin temsilcisi olmanın ötesine geçemediklerinden ve kitle partisi olamadıklarından, olmak için çaba dahi göstermediklerinden ötürü İktidar olmak Ak Parti’ye düşüyor…
Hülasa:Fıtrat itibariyle insan, acemi iken yani teşbihe istinaden, çırak yahut kalfa iken reformlara açıktır, hata yapmaktan korkmaz, meraklıdır ve yeniliklere çekinmez. Lakin bir usta odlumu teamüller kafasında yer edip durur. Ben oldum duygusuna kapılıp, yeniliğe kapısını kapatıp, yenilikçiliğe de bir acemilik çıraklık olarak görüp durabilir…
Sn. Cumhurbaşkanımızın da ustalık metaforunun böylesi bir statükoculuğa delalet etmemesi temennisiyle…
Sevgi Saygı Ve Dua İle…